Aşık Haydar 1943 yılında Çorum'un merkez Karadona Köyü'nde doğdu. Asıl adı Haydar Öztürk'tür. Aşıklık geleneğine bir çok ozanımız gibi küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. Köylerine gelen dede ve zakirlerin etkisiyle saz çalmayı öğrendi. Gençlik çağlarında usta malı deyişler söyleyen Aşık Haydar daha sonra kendi bestelerini seslendirmeye başladı. Yöresinin kültürünü iyi özümsedi ve bunu sanatında başarıyla yansıttı. Dönemin tanınmış birçok ozanıyla konserlere ve turnelere katıldı. Aşığımız 2011 yılında ise bedenen aramızdan ayrılmıştır.
23 Haziran, 2020
Aşık Haydar Öztürk Kimdir?
Aşık Haydar 1943 yılında Çorum'un merkez Karadona Köyü'nde doğdu. Asıl adı Haydar Öztürk'tür. Aşıklık geleneğine bir çok ozanımız gibi küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. Köylerine gelen dede ve zakirlerin etkisiyle saz çalmayı öğrendi. Gençlik çağlarında usta malı deyişler söyleyen Aşık Haydar daha sonra kendi bestelerini seslendirmeye başladı. Yöresinin kültürünü iyi özümsedi ve bunu sanatında başarıyla yansıttı. Dönemin tanınmış birçok ozanıyla konserlere ve turnelere katıldı. Aşığımız 2011 yılında ise bedenen aramızdan ayrılmıştır.
Aşık Ali Delice Kimdir?
09 Haziran, 2020
Aşık Veli Kaplan Kimdir?
Kendi sesinden 1976 yılına ait bir türkü kaydını dinlemek için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz:
28 Mayıs, 2020
Aşık Hasan Hüseyin
Gaziantep'in Çapalı köyünde 1901 yılında dünyaya geldi. Yaşadığı dönem içerisinde Antepli Aşık Hasan, Kel Hasan Hüseyin, Hasan Hüseyin Dede adları ile tanındı. Usta malı deyişleri söylemesinin yanı sıra kendi yazmış olduğu şiirleri de icra etmiştir. Ayrıca uzun yıllar Cemlerde zakirlik yapmıştır. Malatya, Kahramanmaraş, Gaziantep gibi illerde yaşadığını bildiğimiz aşığımız dört evlilik yapmıştır. TRT repertuarlarına kazandırdığı türkülerin yanı sıra elliye yakın taş plak çıkardığı bilinmektedir. Maalesef ki günümüze bu plaklardan bir kısmı ulaşmıştır. 1973 yılında ise yerleşmiş olduğu İskenderun'da bedenen aramızdan ayrılmıştır.
Kendi sesinden paylaştığımız bir taş plağını dinlemek için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Aşık Halil Yıldız
1933 yılında Manisa'nın Kula ilçesinin Kenger Köyü'nde doğdu. İlkokulu köyünde tamamladı. Maddi durumu elvermediği için eğitim hayatına devam edemedi ve köyünde çobanlık yapmaya başladı. Hayatının büyük bölümünü çiftçilik yaparak sürdürdü. Gençlik çağından itibaren saz çalıp söylemeye başladı. İlk dönemlerinde usta malı türküler söyleyen Aşık Halil Yıldız, sonrasında kendi şiirlerini de okumaya başladı. TRT İzmir Radyosu'nun bir çok kez konuğu olan aşığımızın yaklaşık yirmi şiiri de radyo repertuarlarında yerini almıştır. 2000 yılında da şiirlerinin ve hayatının yer aldığı Şiirler adlı kitabı çıkartıldı.
Youtube Kanalımız Ozanlar Odası'nda, Aşık Halil Yıldız'ın kendi sesinden paylaştığımız türküyü dinlemek için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Aşık Aladeli Kimdir?
Maraş'ın Afşin ilçesinin Berçenek Köyü'nde 1930 yılında doğdu. Asıl adı Haydar Kaya'dır. Abisi Mahrumi (Rahmi Kaya) ile birlikte Mahzuni Şerif'in ilk hocalarındandır. Küçük yaşlarda ilgi duyduğu aşıklık geleneğine babasının da desteğiyle giriş yaptı. Genç yaşlarında usta malı deyişler seslendirdi. Sonraki dönemlerde kendi deyişlerini yazmaya başladı ve bunları söyledi. Abisi Aşık Mahrumi ile birlikte yörenin tanınan, sevilen ozanları arasında yer aldı. Türküleri çeşitli sanatçılar tarafından seslendirildi. Maalesef ki birçok ozanımız gibi yaşadığı dönemde hak ettiği değeri göremeyen Aşık Aladeli, 19.06.1999 tarihinde ise İstanbul'da vapurdan inerken denize düşmüş ve bedenen aramızdan ayrılmıştır.
Kimim ben hatırlat bana
Kendimle tanıştır beni
Neyle yalvarayım sana
Misal ver konuştur beni
Ömrüme ermeden zeval
Geçen günler dolu hayal
İçime bir güzellik ver
Küskünüm barıştır beni
Kalmadı sabrı kararım
Kaybettim kendim ararım
Sözleri derde dermanım
Unutma soruştur beni
Affeyle sultanım suçum
Gurbete ele yıktım göçüm
Aladeli yanar içim
Hasretim kavuştur beni
Çok bilinen türküleri yer arasında yer alan Kimim Ben Hatırlat türküsünü kendi sesinden dinlemek için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
28 Nisan, 2020
Aşık Ali İzzet Özkan Kimdir?
![]() |
| Höyük Köylüsü Geleneceğince Yaptırılan Mezarı Başında. Fotoğraf: Mehmet Ali Erdin. 27 Ekim 1978. |
AŞIK ALİ İZZET ÖZKAN KİMDİR?
1902 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Höyük Köyü'nde doğdu. Bir yaşında annesini kaybetti. Küçük yaşlarda saz çalmaya heves etmesi, aşıklık geleneğiyle erken tanışmasına neden oldu. Aşık Sabri'den saz dersleri aldı. Genç yaşında Mersin'e gitmek zorunda kaldı. Mersinde iken Fransızlar kenti işgal edince Aşık Ali İzzet'te Kurtuluş Mücadelesine katıldı. Otuz arkadaşı ile Fransızlara esir düştü. Esirlikten kaçarak kurtulurak tekrar köyüne döndü.
Yaşamı boyunca birçok şehir ve köy gezen aşık Hacı Bektaş Dergahında bir süre hizmette de bulunmuştur. 1949 yılında komünistlik propagandasıyla Sivas Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmış ve beraat etmiştir. Yüzlerce şiiri olan ozanımız yaşamı boyunca on bir kitap yazarak şiirlerini bu kitaplarda toplamıştır. Yazmış olduğu kitaplar:
- Bugünkü Anadolu Halk Şairi Ali İzzet (1942)
- Türk’ün Sazından (1951)
- Aşık Ali İzzet Ağlıyor (1955)
- Kitap Küçük Dert Büyük (1956)
- Teller de Muradın Alsın (1958)
- Şiirler (1963)
- Ali İzzet Kıbrıs Adasında Neler Görmüş (1964)
- Sürmeli (1966)
- Mühür Gözlüm (1967)
- Mühür Gözlüm Genişletilmiş Baskı (1969)
- Kırkambar (1974)
![]() |
| 29.03.1941 Tarihli Fotoğraf. Soldan Sağa: Küçük Aşık Veysel (Elinde Saz Tutan), Aşık Veysel, Aşık Ali İzzet Özkan |
Bir yazı yazdım bu deftere benden kalsın yadigar
Bir gün ola ne ben kalam, ne yazı kala, ne defter
Bana benden olur her ne olursa
Başım selamet bulur dilim durursa
Aşık Ali İzzet Özkan
Şubat ayı kısa gücük gelince
Domur domur yerden çıkar çiçekler
Mart ayında şu gökler gürleyince
Silkinir uyanır kalkar çiçekler
Çiğdem biter al kırmızı donu var
Gök navruzun derelerde şanı var
Dertli lalerin eğri boynu var
Yel esti mi vurur yıkar çiçekler
Abrıl Nisan ayı dağlar don bürür
Kara sümbül vala giymiş has durur
Kaba yeller eser buz karlar erir
Çisen çisen yağmur yağar çiçekler
Haziranda mavi nerkis allanır
Cümle çiçek aşka gelir sallanır
Bülbül öter has bahçeler güllenir
Burcu burcu ne hoş kokar çiçekler
Mayıs ayı ak çiçekler toplarım
Deste deste bağlar bağlar çaplarım
Armağan getirir dost ahbaplarım
Hasret ile yola bakar çiçekler
Temmuz ayı yeşil otlar döşenir
Düz ovalar yüce beller kuşanır
Kabacıklı yaylalarda yaşanır
Cığıl cığıl sular akar çiçekler
Al'İzzet çiçeğe vurulmuş gezer
Mor menekşe gibi kırılmış gezer
Küsmüş dünyasına yorulmuş gezer
Senin'çün göz yaşı döker çiçekler
Aşığımız 1981 yılında ise bedenen aramızdan ayrılmış ve doğduğu köye defnedilmiştir. Höyük Köyü'nde köy halkı içerisinde sayılan sevilen kişiler için mezar yaptırma geleneğinin sonucunda Aşık Ali İzzet Özkan'a da mezar yaptırılmıştır. Mezar taşında ise şu şiirinin yazılmasını istemiştir:
Sağlığımda mezarımı ben kazdım
Ölmeden kabire uzandım yeter
Kefenimi tabutumu ben düzdüm
Al yeşil irenge boyandım yeter
Ölümden korkum yok o benden korksun
Cehennem var ise günahım yaksın
Cennet güzelleri seyrana çıksın
Sevgi muhabbete özendim yeter
Hak Muhammed Ali ulu Hünkar'a
On beş defa geldim yüz süre süre
Yedi sene hizmet ettim bir pire
Bir Al'İzzet ismi kazandım yeter
Sağlığımda mezarımı ben kazdım
Ölmeden kabire uzandım yeter
Kefenimi tabutumu ben düzdüm
Al yeşil irenge boyandım yeter
Ölümden korkum yok o benden korksun
Cehennem var ise günahım yaksın
Cennet güzelleri seyrana çıksın
Sevgi muhabbete özendim yeter
Hak Muhammed Ali ulu Hünkar'a
On beş defa geldim yüz süre süre
Yedi sene hizmet ettim bir pire
Bir Al'İzzet ismi kazandım yeter
Öneri Kitap - 47
Evvel ataş püskürürdüm ağzımdan
Şimdi bir çıngıyı yakamaz oldum
Tapımız kesildi iki gözümden
İpliği iğneye takamaz oldum
Seslendim mi gelir idi sözüme
Şimdi İzzet deli diyor yüzüme
Yokuş iniş görünmezdi gözüme
Şimdi bir tepeyi çıkamaz oldum
Kocadın Ali İzzet kocadın Özkan
Saçların ağardı gözler boz duman
Dağdan dağa sıçrar idin bir zaman
Şimdi de bir arkı geçemez oldun
26 Şubat, 2020
Hengami Baba
![]() |
| Rusçuk Şehrinden Eski Bir Fotoğraf |
19 yy. aşıklarından Hengami Baba'nın doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir. Bulgaristan'ın Rusçuk şehrinde dünyaya gelmiştir. Bunu şu dizelerinden anlamaktayız:
Bu şehrin miskini meczup geda bir dervişan derler
Diyar-ı kal'a-i Rusçuk'ta bir Hengami şanım var
Tanıştığı aşıklar sayesinde saz çalmayı ve şiir yazmayı genç yaşında öğrenir. Geçimini uzun süre yaptığı kahvecilikle sürdürür. Bir müddet de kahveciliği Amasya'da yapar. Uzun zaman ise İstanbul'da yaşamasına rağmen Anadolu'nun birçok farklı şehrini gezmiş buralarda ikamet etmiştir. İstanbul'da yaşadığı dönemlerde Beşiktaşlı Gedai Baba ile yakın arkadaşlık etmiştir.
Hengami Baba Bektaşi'dir ve Hacı Bektaş Veli'ye derin bir sevgisi, saygısı vardır. Bazı şiirlerinden hırka giydiğini, beline kuşak kuşandığını ve çilesini ikmal ederek Bektaşilikte önemli bir makama yükseldiğini anlamaktayız.
Anadolu'da gezdiği şehirlerde düğünlerde ve çeşitli etkinliklerde saz çalar. Bu dönemlerden birisinde yine Bursa şehrinde iken 1873 yılında bedenen aramızdan ayrılmıştır.
Aşığımızın koşma, divan, semai, ayaklı semai, kalenderi, destan ve gazel tarzında şiirleri mevcuttur. Döneminin tanınan ozanlarından olan Hengami Baba'nın bizlere bırakmış olduğu çok değerli dizeleri mevcuttur.
Huzurunda kolu bağlı dururuz
Siyasete cürmü sormayanlara
Ervah-ı ceddine la'net okuruz
İkrarında sadık durmayanlara
Bülbüle açılmış gül gösteririz
Pervaneye nardan kül gösteririz
Rehnüma oluruz yol gösteririz
Çeşmi a'ma olup görmeyenlere
Hengami der benim çok günahım var
Mağrifet edecek padişahım var
Muhibb-i sadıka eyvallahım var
Ser verip de sırrın vermeyenlere
------------------------------
Divan'a bir örnek:
Bir güruh aşıklarız kazip sözüne kanmayız
Öyle bir meczuplarız zencir ile uslanmayız
Canib-i havz-ı hayata girmişiz yıkanmışız
Yağsa kırk yıl rahmet-i nisan ile ıslanmayız
Bizleri yaktı yakan yanmağa hacet kalmadı
Korkmayız nar-ı cehennem ateşinden yanmayız
Yol değil meczub isek de aklımız idrakimiz
Dosta dostuz can feda düşmanı dosttan seçmeyiz
Rengi yok Hengami dehrin nakşına meyletmeyiz
Dilde mahbup zen tabiat dehrine aldanmayız
------------------------------
Kalenderi'ye bir örnek:
Sevdim seni buldum başıma derd ü belayı
Sevmezdim eğer bilse idim piş-i cefayı
Aşık beni sevdi deyu bin naza çekersin
Ağlatmağı layık mı beğim ben fukarayı
Gördüm seni güldün yüzüme gönlümü aldın
Sen gönlümü almak için attın dübarayı
Sevmezdim eğer sevmemek olsaydı elimde
Sevdim deyu çaldın yüzüme yağlı karayı
Destinde iken kadrini bil etme feramuş
Vallahi ararsın sonra Hengami Baba'yı
Hengami Baba Hakkında Yazılmış Kitabın Detayarı İçin Tıklayabilirsiniz
Huzurunda kolu bağlı dururuz
Siyasete cürmü sormayanlara
Ervah-ı ceddine la'net okuruz
İkrarında sadık durmayanlara
Bülbüle açılmış gül gösteririz
Pervaneye nardan kül gösteririz
Rehnüma oluruz yol gösteririz
Çeşmi a'ma olup görmeyenlere
Hengami der benim çok günahım var
Mağrifet edecek padişahım var
Muhibb-i sadıka eyvallahım var
Ser verip de sırrın vermeyenlere
------------------------------
Divan'a bir örnek:
Bir güruh aşıklarız kazip sözüne kanmayız
Öyle bir meczuplarız zencir ile uslanmayız
Canib-i havz-ı hayata girmişiz yıkanmışız
Yağsa kırk yıl rahmet-i nisan ile ıslanmayız
Bizleri yaktı yakan yanmağa hacet kalmadı
Korkmayız nar-ı cehennem ateşinden yanmayız
Yol değil meczub isek de aklımız idrakimiz
Dosta dostuz can feda düşmanı dosttan seçmeyiz
Rengi yok Hengami dehrin nakşına meyletmeyiz
Dilde mahbup zen tabiat dehrine aldanmayız
------------------------------
Kalenderi'ye bir örnek:
Sevdim seni buldum başıma derd ü belayı
Sevmezdim eğer bilse idim piş-i cefayı
Aşık beni sevdi deyu bin naza çekersin
Ağlatmağı layık mı beğim ben fukarayı
Gördüm seni güldün yüzüme gönlümü aldın
Sen gönlümü almak için attın dübarayı
Sevmezdim eğer sevmemek olsaydı elimde
Sevdim deyu çaldın yüzüme yağlı karayı
Destinde iken kadrini bil etme feramuş
Vallahi ararsın sonra Hengami Baba'yı
Hengami Baba Hakkında Yazılmış Kitabın Detayarı İçin Tıklayabilirsiniz
Aşık Ali Cemal
1941 yılında Tunceli ilinin Mazgirt ilçesinin Akpazar (Peri) bucağına bağlı Velişeğ mezrasında Temmuz ayında dünyaya gelmiştir. Kalabalık nüfuslu çiftçi bir ailenin çocuğu olarak büyümüştür. Babasının adı Mustafa annesinin ki ise Selvi'dir. Ailesi yörede tanınan sevilen bir aile olduğu için evlerinde sazlı sözlü muhabbetler eksik olmamış ve bu ortamda kendisini yetiştirme imkanına sahip olmuştur.
Burada kendi anlatımına da yer vererek devam edelim:
Babamın büyük oğlu bendim. İmkansızlıklar dolayısıyla yüksek öğrenim okullarından mahrum kaldık. İmkanlı zamanlarda saz söz ehlileri ile buluşa görüşe yolumuz çok köy kentlere kadar uzadı. Ankara, İstanbul'lara kadar. Ve bu küçük yaştan şu ana kadar dert minnet dolu çilekeş hayatımız içinde doğudan-batıdan, köyden-kentten, cahilden-kamile, yoktan-vara, körden-göre kadar çeşitli inançlarla bilinçlenmiş, insanların fikir ve düşüncelerinden geçirdiğimiz yolculuğun bazı aldığımız ilham gerçek göreneklerimden görüp bildiğim kadarıyla -Halkın bir ozanı olarak- Bilinçlenmiş halkın sözlerini kısa cümlelerle yazmayı, hayati şiirlerime Ali ismindeki memkeletimizin delisi bilinen, hisli serüvenlerini yazmaya fayda buldum.*
* Aşık Ali Cemal'in Doğu Anadolu'nun Doğuları adlı kitabının ön sözünde ki anlatımıdır. İlgili kitap ile ilgili bilgi almak için tıklayabilirsiniz.
1958’li yıllarda Davut Sulari, Aşık Daimi, Aşık Beyhani, Aşık Mahzuni, Aşık Hüdai, Ruhi Su ve Ali Ekber Çiçek gibi isimlerle tanışarak sanat gelişimine devam etmiştir. 1990’lı yılların başında Çankaya Belediyesine işe girmiş ve uzun bir süre burada çalışmıştır. 2016 yılında da bedenen aramızdan ayrılmıştır. Ayrıca ozanımızın Doğu Anadolu'nun Doluları, Halk Ozanı Ali Cemal'in Hayatı ve Deyişleri, İnsanlık Özlemi adında üçte kitabı vardır.
GÜVENİ KENDİNDE BUL
İnsan daima kendine güven
Dara kalırsan gören olmaz
Hiç kimseden medet bekleme
Aç gününde ekmek veren olmaz
Göç istersen yaylalı dağ ol
Gıdalardan kaymakla yağ ol
Bülbüllere güzel bir bağ ol
Solarsa gülün deren olmaz
Evvela kendine bul çare
Ömrün verme ah ile zare
Sonra azar sendeki yara
Yarana merhem süren olmaz
İnsanlığın dışına çıkma
Kemaletin bil gönül yıkma
Ali Cemal doğrudan bakma
Hakkın sırrına eren olmaz
DERTLİ CEMO
Hele bakın bu sefile
Köylü Cemo dertli Cemo
Gül rengi dönmüştür küle
Köylü Cemo dertli Cemo
Bedeni var başı yoktur
Koca yurtta işi yoktur
Barınmaya aşı yoktur
Köylü Cemo dertli Cemo
Çalıp yese hırsız olur
Çok dert yansa arsız olur
Bir esirden farksız olur
Köylü Cemo dertli Cemo
Eşeği yoktur ço desin
Öküzü yoktur ho desin
Nerden kazanıp ne yesin
Köylü Cemo dertli Cemo
Bizde evladız vatana
Neden hasretiz soğana
Haline bizden doğana
Köylü Cemo dertli Cemo
Ali Cemal asıl türküm
Der ile örülü kürküm
Bir ölüden yoktur farkım
Köylü Cemo dertli Cemo
Aşık Ali Cemal'in Anısını Okumak İçin Tıklayabilirsiniz









