18 Ocak, 2025

Aşık Muharrem Yazıcıoğlu’nun Kendi Anlatımından.

 


İlkokulu yakındaki köylere giderek okudum. Kışın dahi yırtık çarıkla gider gelirdim. Çalışkanlığım dolayısıyla adaşım öğretmenim beni çok severdi. Üç yılı o köyde okudum. Beşinci sınıfı Tahir nahiyesinde türlü sıkıntılarla okuyup ilkokulu bitirdim. Müziğe, saza meraklıydım. Küçük bir curam vardı çalardım. Et hiç yemezdim. Yedirebilmek için ağaçtan astıklarını hatırlarım. Alışmamıştık. Ufak yaşta işe koşar, çalışırdım. Anam ileri görüşlüydü. Bir ablam ve ben, babamdan hayır görmedik. On yaşında başlayabildiğim ilkokulu 1944’de bitirmiştim. 1945’de babam öldü.

Aşık Muharrem Yazıcıoğlu’nun kendi anlatımından.

Fotoğraf: Muharrem Yazıcıoğlu, oğlu ve eşiyle birlikte.

21 Eylül, 2019

Öneri Kitap - 21


Daha öncesinde de bir kaç kitabını paylaşmış olduğumuz Aşık Muharrem Yazıcıoğlu’nun, farklı bir eseriyle sizlerleyiz. Kitaplar Ağlıyor isimli bu çalışmada ozanımızın yüze yakın şiiri yer alıyor ve ön yüzünde imzalı ithafı da bulunuyor.

Toplanarak torbalarda ezildik
Saklanmaya topraklara kazıldık
Anlamazın ellerinde üzüldük
Yobazlık büyük dert bilmeli artık

Öneri Kitap - 10


Aşık Muharrem Yazıcıoğlu’nun Göze adlı kitabı Aralık 1979 yılında üç bin adet olarak piyasaya sürülmüş. Kitapta ozanımızın şiirleri yer alıyor.

Aşık Muharrem Yazıcıoğlu:
2 Ocak 1928 yılında Malatya’nın Halpuz köyünde doğdu. Babasının erken yaşta ailesini terketmesi sonucu çocukluk ve gençlik dönemini zorluklarla geçirdi. Askerliği 1948 yılında Erzurum’da yaptı. 1952 yılında evlendi. İkinci çocuğunu ilaçsızlıktan üç aylıkken kaybetti. Kendi deyimiyle Alevi olduğu için çocuğunun cenazesini defnetmekte büyük sıkıntılar yaşadı. Bu tarihten sonra hayatını bir çok farklı meslek ve görevde devam ettirdi. 2007 yılında Ankara'da aramızdan ayrıldı.

Yıllardır yığılan türlü sorunlar
Ne taraftan baksam del’eder beni
Erkenden yollarda düşe boğuşa
Bir dilim ekmeğe kul eder beni

Kahve kulüp oyun nedir anlamam
Yalandan usandım haber dinlemem
Yüzüme gülse de yardım dilemem
Kendisine harcar pul eder beni

Düşünürsen dertler seni güldürmez
Birleşirsen düşmanların saldırmaz
Tarih ileriye engel yıldırmaz
Halkım çiğner geçer yol eder beni

Yazıcıoğlu çeşmelerin akmıyor
Fayda uman komşuların bakmıyor
İçerime bir dert girmiş çıkmıyor
Kılıç olsa öfkem Ali eder beni

Öneri Kitap - 7


Aşık Muharrem Yazıcıoğlu’nun Uyandık adlı kitabı seksen sayfadan oluşmakta. Kitapta ozanımızın kendi şiirleri bulunuyor ve şiirlerin neredeyse tamamı toplumsal konular ekseninde yazılmış. Muharrem Yazıcıoğlu’nun bu kitabının dışında altı kitabı daha mevcut. Önümüzdeki paylaşımlarda onlara da yer vereceğiz. Arka kapakta yazılanları ve seçtiğimiz bir şiiri sizlerle paylaşıyoruz:

Kayıtlara göre Malatya’ya 60 km. uzaklıkta bulunan trenden, yoldan, sudan, ışıktan yoksun Arguvan ilçesinin Dolaylı (Halpuz) mahallesinde, geçimini bir kaç dönümlük tarladan sağlayan, iki evli, köylü bir baba ile bütün çilelere göğüs geren bir anadan 1928 yılının arpa deriminde doğmuşum.
İlkokulu 1945 yılında, civar bir köyde okudum. Aynı yıl babam öldü. Daha küçük yaşta ırgatlık, aylıkçılık yaptım. Yoksulluğun içinde çeşitli hastalıklarla, kısa zamanda sağlığım bozuldu. Bu halimle aç kalmamak için savaşan insanlardan biri olarak ağalara emeğimi satarak hizmet ettim. Adana’nın pamuk tarlalarında, pamuk topladım. İşte ta o zamanlar ucuz insanlar olduğumuzu anladım. Sonra sağlık memuru olarak hasta insanlara, sınıfımın insanlarına hizmet etmek beni mutlu kıldı. Sağlık memuru olarak, Kahta, Elazığ, Bingöl, Tunceli, Palu, Nazmiye, Karakoçan köylerinde dolaştım. Daha sonra zabıt katibi olarak Keban, Tunceli, Hozat, Malatya, Akçadağ, Arguvan’da cehaletten, yoksulluktan suç işleyen insanlarla dertleştim. 1966 ezilmişlikten yoksulluktan bıkmış bir insan olarak bulunduğum ortamda Almanya’ya gitmeye karar verdim. Türkiye emekçilerinin Alman patronlarınca üçüncü sınıf insanlar olduğumuzu ve haksızlıklara tek tek karşı koyamayacağımızı anladım. Sekiz sene kaldıktan sonra vatana döndüm. Halen üç çocuk babası olarak memleketimde yaşamımı sürdürmeye çalışıyorum.

Pahalılık çadır kurdu
Vurun kardeş zam geliyor
Fakir fukaranın derdi
Vurun vurun zam geliyor

Sigara yağı şekeri
İyice sıkıştır kemeri
Kaldı kemiğimle deri
Vurun vurun zam geliyor

Yiyecek yakacak bulunmaz
Kimseye etiket sorulmaz
Ölünce mezar bulunmaz
Vurun vurun zam geliyor

Yazıcıoğlu kızdın yine
İki satır yazdın yine
Kazman ile kazdın yine
Vurun vurun zam geliyor

20 Eylül, 2019

Aşık Veysel: Bu Çocuk Adam Olmaya Olur, Ama Ben Göremem


Ozan Muharrem Yazıcıoğlu, henüz çocuk denecek yaşta, 12 yaşında iken, köydeki evlerin toprak damlarında arkadaşlarıyla koşup oynarken, eşeğe binmiş amâ bir adam ve eşeğin boynundaki ipten tutmuş önde yürüyen birisinin köylerine geldiğini görür. Köyün tüm çocuklarıyla birlikte, o da köye gelen konukların peşine düşer. Konuklar doğruca Kör Mehmet lâkabı ile tanınan, “hoş sohbet” kişinin evine yönelir. Cümle köy çocukları da peşinde... Eşeğin sırtındaki adamın omzunda bir saz vardır. Gözleri görmemektedir. Komşuların yardımıyla indirilir eşekten ve evin geniş salonunda ağırlanır...

Anadolu köylüsünün olanca misafirperver tutumu sergilenir. Evde ne varsa ortaya getirilir. Bir muhabbet-bir gönül sofrası kurulur oracıkta. Evin avlusunu dolduran köy çocukları da olan biteni dikkatle ve merakla izler...
Rakı, tavuk, leblebiyle tamamlanan çilingir sofrasında muhabbet koyulaşır. Muhabbetin ortasında ev sahibi, dışarı çıkar ve çocukları da içeri alır. Gözleri görmeyen adam, sazının telleriyle yüreğinin hiç dinmeyen feryadını seslendirmektedir. “Mecnunam Leylâmı gördüm, bir kere de baktı geçti...” diye çalıp söylemektedir. Konuk, ev sahibine sorar:
- “Mehmet ağa, sana neden Kör Mehmet demişler ?”
- “Ne bileyim aşık? Köylüler insana böyle lâgap takar işte”
- “Mehmet Ağa, ben görmediğim için Kör Veysel diyorlar. Demek ki, gözlerin açık olduğu halde, sen de göremiyorsun ki Kör Mehmet demişler.”deyince, bir gülüşmedir gider...
Sohbet koyulaşır. Ev sahibi konuğa, komşunun çocuğu Muharrem’in de saz çaldığını söyler. Muharrem’ den sazını getirmesi ve çalması istenir. Bir çırpıda evlerinden sazını kapıp gelen Muharrem, uzatır sazını ustalar ustasına. Ustalar ustası saza önce bir düzen verir ve Muharrem’e uzatır. Köy çocuğu Muharrem dokunur tellere. Orada bulunan herkes can kulağıyla dinler.
Köyün konuğu, Muharrem’in saz çalışından etkilenir. Yüzünü eliyle sıvazlar ve “Bu çocuk adam olmaya olur, ama ben göremem” diyerek yoklar Muharrem’i...
İşte, bu konuk Aşık Veysel'dir.

YAZI ARŞİV