18 Ocak, 2025

Mahmut Erdal Yakın Dostu Aşık Daimi'yi Anlatıyor

 


Rahmetli Aşık Daimi, en yakın dostlarımdandı. Onun sazdaki ustalığını inkar edecek babayiğit yoktur sanırım. Tercanlı, İmam Rıza Ocağı’ndandı. Çağın gerçeklerini anlamış, pırıl pırıl bir insandı.

Bir ara plakçılar çarşısında bir iş yeri açmış, epeyce de bu alanda yararlı olmuştu. Ancak günlük ekonomik krizler burayı kapatmasına neden olmuştu.

Aşık Daimi daha sonra İstanbul’un Aksaray semtindeki oto işhanında Davut Sulari’nin akrabası Ali Soylu Dede’yle birlikte bir dükkan açtılar. Dükkanda saz satarlardı.

Rahmetli Aşık Daimi yazdığı şiirleri çalıp okur, ustaların deyişlerini de büyük bir maharetle sergilerdi. Sağlığında ben İstanbul’a, O Ankara’ya gelip gittiğimizde hep birlikte olurduk. Akşam sofralarımızın tek konusu şiir ve müzik olurdu. Kimi deyişleri bugün bile en usta sanatçıların dağarcığında yer almaktadır.

Mahmut Erdal’ın Aşık Daimi hakkındaki anlatımından.

Fotoğraf: Mahmut Erdal ve Ayhan Aydın
Fotoğraf Kaynak: Ayhan Aydın

Muhlis Akarsu'nun Dükkanı Bir Tekke Gibiydi.

 


Muhlis’in dükkanı bir tekke gibi idi. Yeni yeni gönül dostları, yol kardeşleri edinirdik. İlk kez orada karşılaştım Aşık Hüdai ile… İçeri girdiğinde hafiften göbek bağlamış, saçları dökük, gülmeyen, sıradan bir insan gibi görünmüştü. Sessiz, sakin birisi idi. Garip yapılıydı. O da gönül dostu idi. En korktuğu şey gönül kırmaktı.

Mahmut Erdal’ın anlatımından.

Mahmut Erdal’ın Muhlis’in dükkanı olarak bahsettiği yer, Muhlis Akarsu’nun, büyük kızı Pınar Akarsu’nun adını vererek açmış olduğu Pınar Plak şirketidir. Maalesef ki bu şirketin ömrü Sivas Katliamı nedeniyle çok uzun olamamış ve olaylardan kısa bir süre sonra da tamamen kapatılmıştır.

Hüdai Baba’nın ilk defa gördüğünüz bu fotoğraf karesini de 90’lı yılların sonunda Bekir Karadeniz kendisi bizzat çekmiş. Bizimle böylesi güzel bir kareyi paylaştığı içinde hocamıza minnettarız. Bekir Hoca’nın kültüre olan katkısı bir okyanus misalidir. Var olsun!

21 Eylül, 2019

Öneri Kitap - 36


Mahmut Erdal’ın yazmış olduğu Bir Ozanın Kaleminden kitabı üç yüz yetmiş sayfadan oluşuyor. Ozan daha önce yazmış olduğu Yine Dertli Dertli İniliyorsun kitabını bu kitapla birleştirerek tek çatı altında toplamış. Ön sözden bir kaç paragraf yazalım:

Ezgilerin, ağıtların, dertli türkülerin yurdu olan Divriği’nin Çamşıhı beldesinin Şahin köyünde 1938 yılında dünyaya geldim. On altı yaşında zorunlu olarak Yemen cephesine götürülen ve bir daha geri dönmeyen amcam Mahmut’un adını bana vermişler.
Aslında ben Anadolu’nun sayısız yoksul köylerinde yaşayan, sayısız Anadolu insanlarından biriyim, adım da önemli değil. Ahmet olmuş, Mehmet olmuş, Mahmut olmuş. Tümümüzün yaşamı bir, çilesi bir... Yıllar yılı bugüne dek gelen vurdu, giden vurdu. Hep ağlattılar, hep ağladık. Gülmeyi reva görmediler bize. Ölüm fermanları yazıldı katlimize. Urganlar attılar boynumuza, yanarak öldürüldük semah dönerken.
Ülkenin Hakkari’sinden Edirne’sine, nice Ahmetler nice Mahmutlar aynı olayları yaşadılar, yaşıyorlar ve yaşayacaklar.

O nedenle elinizde tuttuğunuz ‘Bir Ozanın Kaleminden’ adlı yapıtımla duyduklarımı, gördüklerimi ve okuduklarımı eğrisiyle doğrusuyla, güzelliğiyle çirkinliğiyle, yaşadığım tüm serüvenleri akla mantığa yakın öykü, şiir ve fıkraları geçmişten günümüze din, dil, milliyet gibi bir takım kavramları gözetmeden sizlere aktarmaya çalışacağım.

YAZI ARŞİV