17 Nisan, 2022

Sıdki Baba'dan Bir Anı

 


Sıdki Baba, Hacıbektaş Dergahı hizmetlerinde çok gezdiği için hayatında çok enteresan olaylar yaşar. Yaptığı gezileri at sırtında gerçekleştirdiği için en güzel atları seçer ve bu atlarla gezilerini gerçekleştirir. Haliyle gittiği yerlerde bu güzel atlar bir hayli ilgi görür. Bu durum at hırsızlarının da dikkatinden kaçmaz ve atlarından bir tanesi maalesef ki çalınır. Bunun üzerine Sıdki Baba şu şiiri yazar:

Atım kayıp oldu silahım melül
Ya öldürün beni bulun atımı
Bağlasın yolların ol Rabb-i Celil
Ya öldürün beni bulun atımı

Sığınmışım himmetine Allah’ın
Nesli Balım Sultan Pir Hamdullah’ın
Bu at benim değil Şah Feyzullah’ın
Ya öldürün beni bulun atımı

Yitirdim atımı düştüm melale
Büküldü kametim döndü nihale
Ne cevap vereyim Sultan Cemal’e
Ya öldürün beni bulun atımı

Sonrasında atından haber alan Sıdki Baba, kar tipi demez yollara düşer ve atına ulaşır. Hırsızlar atını vermek istemeyince iş mahkemeye taşınır ve kadı şahitlerin de ifadeleriyle atı zorda olsa Sıdki Baba’ya geri verir. Bunun üzerine Sıdki Baba on sekiz kıtadan oluşan *Doru At Destanını yazar:

Bir gece yatarken müjdeci geldi
Bulundu dor’atım elhamdülillah
Bu biçare gönül şaduman oldu
Verdi muradımı elhamdülillah

Kendim Bektaşi’yim, Tarsus’lu zatım
Mesrur oldu kalbim gitti firkatim
Dedim nerededir yahu dor’atım
Dedi: on beş saat buraya billah

Dağ başında kayıp oldu izimiz
Kar tipiden görmez oldu gözümüz
Ağlayarak Hakk’a döndük yüzümüz
Dedik: bu beladan kurtar ya Allah

Ateş-i aşk ile yandım koylaştım
Kılınç çekip hırsızlarla savaştım
Zalim kadı ile üç gün uğraştım
Allah’ım dor’atımı elhamdülillah

Şükür olsun her işimiz görüldü
Dolular içildi demler sürüldü
Sefil Sıdki muradımız verildi
Bize yardım etti nur-i Feyzullah

15 Aralık, 2021

Aşık Cemali Altınel

 


Aşık Cemali Kimdir?

1949 yılında Sivas’ın İmranlı ilçesine bağlı Bulgurlu köyünde doğdu. Orta öğrenimini bitirdikten sonra maddi imkansızlıklardan kaynaklı eğitim hayatına devam edemedi. Küçük yaşlarda şiir yazmaya ilgi duymaya başladı ve ilk şiirini on yaşında yazdı. Gençlik çağlarının başında İstanbul’a göçmek zorunda kaldı. 1965 yılında TRT Radyo sınavlarını kazanarak radyoevine girdi. Asıl adı Cemal Altınel olan aşığımıza Cemali mahlasını Davut Sulari vermiştir.
Sanat yaşamında Davut Sulari, Mahzuni Şerif, Feyzullah Çınar, Muhlis Akarsu, Osman Dağlı, Ali Ekber Çiçek gibi birçok kıymetli aşıkla aynı sahneyi paylaştı. Aşık Cemali, 12.12.2012 tarihinde ise bedenen aramızdan ayrılmıştır. Kendisini büyük saygı ve özlemle anıyoruz.

Gül açılsa da yoruldu dalım
Yokuşa bindi yollarım benim
Bilmem ne olur gurbette halim
Ölenler yaşıyor ben çoktan öldüm

Arzular bir yana kaldı bir başa gönül
Hayaller terk etti düştü bir boşa gönül
Kollarım tutuldu döndü bir taşa gönül
Ölenler yaşıyor ben çoktan öldüm

Cemali kalmadı yarınım gülüm
Kuruldu fidanım kırıldı dalım
Çıkmaza düştü aydınlık yolum
Ölenler yaşıyor ben çoktan öldüm

27 Kasım, 2021

Aşık İsmail Alcan Kimdir?


Aşık İsmail Alcan Kimdir?

Çorum'un Uğurludağ ilçesine bağlı Küçükerikli köyünde (Eski ismi Yamadı) 03.02.1946 tarihinde doğdu. Yaşantısının tamamını köyünde geçirdi. Maddi imkansızlıklar nedeni ile okuma yazmayı kendi çabalarıyla öğrendi. Bir dönem köyünde muhtarlık yaptı. Şiirlerinde Alcan mahlasını kullandı ve yaşadığı yörede Aşık İsmail olarak tanındı. Kendisine ait birçok şiiri mevcuttur. Bu şiirlerin bir kısmı kendi el yazısı ile yazmış olduğu defterler ile günümüze ulaşmıştır. Mehmet ile Kezban isimli ve adını bilmediğimiz bir plağı olmak üzere iki adet plağı mevcuttur. Aşık İsmail Alcan 07.03.2013 tarihinde ise bedenen aramızdan ayrılmıştır.


Aşığımızın kendi sesinden bir türkü dinlemek için bağlantıya tıklayabilirsiniz:



16 Kasım, 2021

Aşık Dudu Karabıyık Kimdir?

Aşık Dudu ve Aşık Ali Çatak

Aşık Dudu, 1895 yılında doğmuştur. Develi'li Aşık Seyrani'nin üç kızından biri olan Emine'nin oğlu İdris ile evlidir. Asıl adı Dudu Karabıyık'tır. Annelik yaşamında üç çocuğunun hayatını kaybetmesi nedeni ile büyük acılar ve üzüntüler yaşamıştır. Ölen çocuklarının ardından birçok şiir yazarak bunu sanatına yansıtmıştır. 

25.05.1978 tarihinde *Aşık Ali Çatak ziyaretine gider ve kendisi ile söyleşi gerçekleştirir. Bu söyleşide Aşık Ali Çatak'ın: "Sana bu aşıklık nereden geldi?" sorusunu şöyle cevaplandırır: "Evlat, yalnız Seyrani değil, Emine Hanım da, bacıları Havva ve Zeliha da aşıktılar. Onların da deyişleri var. O soydan gelip de aşık olmayan var mı ki? Ne de olsa ben de onlardan sayılırım."


Babamız Seyrani neslimiz ulu

O içmiş pirinin elinden dolu

Bize o gösterdi hakikat yolu

Bu yolda yürüyen kervanımız var


Aşık Dudu der ki yanıyor içim

Mevla'm her kuluna vermiş bir biçim

Üç yiğidin Hakk'a gönderdim göçün

Dünyadan ahrete devranımız var

Ölen oğulları için söylemiş olduğu ağıtlardan:


Sait İçin

Makineye bindirdiler

Develi'ye indirdiler

Oğlun ile bayram diye

Eller beni kandırdılar


Develi'nin yolu bayır

Yine yandım cayır cayır

Ne ettim Allah'ım sana

Ha biraz da beni kayır


Çatıldı mı ocak taşı

Yandı ciğerimin başı

Acep buluştu mu ola

Sayid'imin nazlı eşi


Mehmet İçin

Sana n'oldu bana n'oldu

Açılan güllerim soldu

Elin kızı yas mı tutar

Anan ciğerini yoldu


Erciyes'in güney yüzü

Gün değerse erir buzu

Tez gel ağ Mehmed'im tez gel

Durmaz gider dayın kızı


Abdullah İçin

Kara palto tırnağında

Kendi zabit örneğinde

Böyle yiğit töremedi

İdirisler derneğinde


Susuz yerde söğüt bitmez

Bitse de şıvgının atmaz

Öksüzlükten kurtuldum ya

Yetimlik serimden gitmez


Evimizin üstü harman

Kalmadı dizimde derman

Abdullah Mehmet gelirse

Anan size olur kurban


Aşık Dudu söyler geçer

Şu dünyada kaldım naçar

Çok dertlere oldum duçar

Yanarım tütünüm tütmez


Aşık Dudu Karabıyık 1989 yılında 104 yaşında, Develi'de bedenen aramızdan ayrılmıştır.


*Aşık Ali Çatak: 1924-1996 yılları arasında yaşayan Develi'li aşık, Seyrani'ye olan ilgisi ve sevgisi ile bilinmektedir. Yaşamında Seyrani ile ilgili birçok araştırma ve inceleme yapmış ve Seyrani Baba adına bir de kitap yazmıştır.


13 Ekim, 2021

Öneri Kitap - 50

 


Ozanlığının yanı sıra öğretmenlikte yapmış Mihneti Baba’nın (Vehbi Polat) 1965 yılında yazmış olduğu Acı Anılar kitabı ile karşınızdayız. Öğretmenlik yaşamında karşılaştığı acı anıları bir kitapta toplayan ozanımızın, kendi yazmış olduğu ön sözünden bir kısmı da sizlere sunalım:

“Ne bir sanat gücünü göstermenin savındayım, ne de bir eser vermiş olmanın tutkusunda. Sadece her birey gibi, ben de toplum sorunlarını ortaya koymanın gereksinimini duyarak koyuldum bu işe. Beğenilip beğenilmeme endişesini de duymuyorum. İçerisinde yaşadığım ve hala içimi yakan bu ulusal acıları, okurlarıma duyurmak bile sonsuz bir mutluluk olacaktır benim için.

Akl’edemediğim eksiklerden yana hoş görüleceğimi umuyorum.”

31 Ağustos, 2021

Öneri Kitap - 49

 


Bir zamanlar çok sıklıkla paylaşım yaptığımız öneri kitaplar bölümünü biraz aksattığımızı farkettik. Uzun bir aradan sonra böylesi bir boşluğu çok özel bir kitap tavsiyesiyle dolduralım istedik. Sivas Katliamı’nda bedenen aramızdan ayrılan Uğur Kaynar’ın yazmış olduğu Gizemya adlı bu şiir kitabı 60 sayfadan oluşuyor.


Ocak 1990 tarihinde hazırlanan ve içerisindeki şiirlerin tamamı el yazısı ile yazılmış olan eşsiz bu eserin ön yazısında şöyle yazmakta:

Bu kitap El Yazıları Yayıncılık tarafından Bindokuzyüzdoksan yılı Ocak ayında beşyüzelli adet basılarak numaralanmış, ilk elli adeti satış dışı tutulup, bütün kitap numaraları şair tarafından parafe edilmiştir.

Amacımız; yazın tarihine belgesel nitelikte kitaplar kazandırmak ve şiirin yok sayıldığı(!) bir ülkede, şiire hak ettiği saygıyı göstermektir.


03 Haziran, 2021

Ali Can Kimdir?


Ali Can Kimdir?

1925 yılında Isparta´nın Yalvaç ilçesinde doğdu. Asıl adı Ali Canlı'dır. İlkokulu Söke'de bitirdi. Aydın Sanat Okulu'nda ortaöğrenimine devam etti. Ankara'da Radyosu sınavlarına kazandıktan sonra ortaöğrenimini bıraktı ve radyo hayatına ilk adımı atmış oldu.

Muzaffer Sarısözen'in kurmuş olduğu Yurttan Sesler korosunda yer aldı. Türk halk müziğine olan ilgisi, çalışma azmi ve disiplini ile döneminde adından sıkça söz ettirdi. Güçlü icra yeteneği ile sekiz kadar taş plağa imza atan Ali Can, TRT'nin çeşitli birimlerinde yöneticilik de yapmıştır. 1998 yılında devlet sanatçısı seçilmiş bundan bir yıl sonra ise 1999 yılında bedenen aramızdan ayrılmıştır. 


Biyografiyi oluştururken köşe yazısından yararlandığımız Ahmet Özdemir Hocamıza ayrıca teşekkür ederiz.


Ali Can'ın kendi sesinden 1952 yılına ait taş plak kaydını dinlemek için tıklayabilirsiniz:



Aşık Sefil Edna Kimdir?

 


Aşık Sefil Edna

Tokat’ın Zile ilçesinin Yücepınar köyünde 1902 yılında doğdu. Asıl adı Abuzer Doğanay’dır. Dedesi Aşık Seyit Süleyman ve babası Aşık Kemteri’dir. Böylesi bir ailede doğmuş olmasından kaynaklı, küçük yaşlarda kültüre ilgi göstermiş ve saz çalmayı erken yaşlarda öğrenmiştir. Saz çalmasının yanı sıra babasından keman çalmayı da öğrenmiştir. Yörede tanınan ve sevilen aşık, cemlerde zakirlik yapmış ve geçimini çiftçilik ile sağlamıştır. Yine geleneğimizin önemli aşıklarından Aşık Remzani ile yeğeni Aşık Sadık Doğanay’a ustalık yapmış ve onların yetişmesinde büyük rol oynamıştır. Şiirlerinde Sefil Edna, Edna, Fakir Edna ve Dertli mahlaslarını kullanan aşığımız 1965 yılında ise bedenen aramızdan ayrılmıştır.

Fotoğraftakiler soldan sağa:
Fatma Doğanay, Aşık Sefil Edna, Eşe Başal, Mustafa Başal, Ali Başal, Kucaktaki Bebek: Hüseyin Başal

Fotoğraf Kaynak: Namık Kemal Doğanay

SABREYLE GÖNÜL SABREYLE
Her gördüğüne meyil verme
Sabreyle gönül sabreyle
Ermediğin yere gitme
Sabreyle gönül sabreyle

Sakın doğru yoldan çıkma
El atına binüb aşma
Kılavuzsuz yola düşme
Sabreyle gönül sabreyle

Sabırdır farz ile sünnet
Sabrın makamı cennet
Sabırdır Ali Muhammed
Sabreyle gönül sabreyle

Her iş makamını bulur
Sabırla koruk hal olur
Sabır baş selamet gelir
Sabreyle gönül sabreyle

La illallahdır adı
Bir ismini sabır koydu
Kırklar bir üzümde kandı
Sabreyle gönül sabreyle

Fakir Edna’m bu ne dalga
Sakın sabrı elden koma
Üstad Hatayi’den kalma
Sabreyle gönül sabreyle

22 Mayıs, 2021

Sefil Selimi'nin Kendi Anlatımı İle Bir Anısı


Şarkışla’nın doğusunda Ada diye bir yer var, Üyük’le Döllük’ün arasında, arkadaşlarla oraya ördek avına gittik. Suyun kenarında kamışların arasından geçerken, suyun içinden bir ördek çıktı. Arkadaş öndeydi, beri döndü. O sırada tüfek patladı. Patlayınca ben oraya düştüm. Sağ kalçamdan yaralanmıştım. Arkadaşlar beni omuzlarına alıp Hacı Metli Camii’ne getirdiler. İsabete bak ki ablam Şerife de oradaymış. Kalabalığın içinde benim o halimi görünce, üstüme kapandı ağladı. Bütün millet başımıza yığıldı.

Herkes bir şey söyledi. Kimi dedi şöyle olsun, kimi dedi böyle olsun diye. Ben dedim ki: “Siz beni bir doktora götürün, o çaresine bakar.” Doğruca beni Dr. Faik Mit’in yanına götürdüler. “Savcılığa müracaatınızı yapmadan, ben bu hastaya bakmam” dedi. “Tedavi edeyim derken, ya ölür, mölürse?” O zaman dedim ki: “Doktor canını yiyim. Getir imzalayayım, hiçbir şikayetim yoktur.” Bunun üzerine doktor kabul etti. İğne yapmak istedi, “Lüzum yok dedim.” Neden dersen, uyuşmuştu her tarafım. Saçmaların çoğunu çıkardı bedenimden. Hala da birkaç tane var o günün hediyesi...

Sefil Selimi

Kaynak: Değerli halk bilimcisi Doğan Kaya'nın Sefil Selimi için yazmış olduğu Çobanın Can Pınarı adlı kitabından alıntıdır.


25 Nisan, 2021

İbrahim Bakır Dede

 


1928 yılında Yozgat ili merkez Deremumlu köyünde doğdu. Eğitimini Yozgat’ta tamamladı. Arapça bilmekteydi. Saz çalmayı babası Ahmet Bakır’dan öğrendi. Sazı çöğür düzeninde çaldığı gibi bağlama düzenini de çok iyi çalardı. 1959 yılında yurttan sesler programına yapımcı, hoca Muzaffer Sarısözen zamanında yapılan imtihan sonucu, misafir olarak katıldı. Bestesi ve güftesi kendisine ait olan "Mihrican mı Değdi Gülün mü Soldu" adlı ilk eserini, 1959 yılında söyledi. Bu eser TRT kayıtlarında bulunup, Turabi adında geçmektedir. İlk söylediği eser olan "Mihrican mı Değdi Gülün mü Soldu" parçasını Turabi mahlasını kullanarak söyledi. Kendi ismini kullanmayıp Turabi (mahlası toprak manasını içermektedir) adını kullandı. Beste ve güfte de İbrahim Bakır’a aittir. 1973 yılına kadar Ankara Radyo Evi ve TRT’de misafir olarak deyişlerini okudu. Eserlerinden bazıları; "Bir Çift Turna Gördüm", "Salını Salını", "Mihrican mı Değdi Gülün mü Soldu", "Gam Gasavet Keder", "Cemi Çiçeklerin Hası’dır". İbrahim Bakır kendisini kültürel olarak yetiştirdi. Dede olarak Eskişehir ve İzmir’de Hıdır Abdal Ocağı Dedesi olarak Cemleri yürüttü. Yine Yozgat mızrabını en etkili kullanan isimler arasında yerini aldı. Diğer eserlerini, beste ve güftelerini 1973 yılına kadar Ankara Radyosu'nda okudu. Beş çocuk babası İbrahim Bakır Dede, 6 Nisan 1975 yılında trafik kazası sonucu 47 yaşında bedenen aramızdan ayrıldı. Biyografik bilgileri ve bu kaydı bizlere ulaştıran İbrahim Bakır Dede'nin torunu Emre Bakır'a çok teşekkür ediyoruz.

İbrahim Bakır Dede'yin dinlemek için:



YAZI ARŞİV