18 Ocak, 2025

Asaf Koçak Ölümsüzdür

 


2 Temmuz 1993 yılında Sivas Katliamı’nda bedenen aramızdan ayrılan Asaf Koçak’ın Yozgat’ın Yerköy ilçesinde o dönem cenaze erkanına izin verilmediğini, cenaze namazını kıldıracak hocanın bulunamadığını ve günümüze değin mezarının defalarca kez tahrip edildiğini biliyor muydunuz?

31 Ağustos, 2021

Öneri Kitap - 49

 


Bir zamanlar çok sıklıkla paylaşım yaptığımız öneri kitaplar bölümünü biraz aksattığımızı farkettik. Uzun bir aradan sonra böylesi bir boşluğu çok özel bir kitap tavsiyesiyle dolduralım istedik. Sivas Katliamı’nda bedenen aramızdan ayrılan Uğur Kaynar’ın yazmış olduğu Gizemya adlı bu şiir kitabı 60 sayfadan oluşuyor.


Ocak 1990 tarihinde hazırlanan ve içerisindeki şiirlerin tamamı el yazısı ile yazılmış olan eşsiz bu eserin ön yazısında şöyle yazmakta:

Bu kitap El Yazıları Yayıncılık tarafından Bindokuzyüzdoksan yılı Ocak ayında beşyüzelli adet basılarak numaralanmış, ilk elli adeti satış dışı tutulup, bütün kitap numaraları şair tarafından parafe edilmiştir.

Amacımız; yazın tarihine belgesel nitelikte kitaplar kazandırmak ve şiirin yok sayıldığı(!) bir ülkede, şiire hak ettiği saygıyı göstermektir.


20 Ocak, 2020

Behçet Aysan Kimdir?


Behçet Aysan 1949'da Ankara'da doğdu. Orta öğrenimini Kuleli Askeri Lisesi'nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okurken 1972 yılında, Ceza Yasası'nın 141. maddesine aykırı eylemde bulunduğu savıyla tutuklandı. Türk Haberler Ajansı ile Yankı dergisinde gece sekreterliği yaptı. Birkaç defa ara verdiği tıp öğrenimini 1984'te bitirdi. İlk şiirleri Türk Dili, Yusufçuk, Tan, Yazın ve Yarın dergilerinde yayımlanan Aysan, özgün tamlamaları ve işlediği temalara egemenliği ile dikkat çekti. 1983'ten sonra özellikle Düşün, Sanat Rehberi, Broy, Gösteri dergilerinde yazdı. "Eylül" adlı basıma hazır kitabında topladığı şiirleriyle 1986 Ceyhun Atuf Kansu Ödülü'nü kazandı. Aysan'ın şiir kitapları:

  • Karşı Gece (1983)
  • Sesler ve Küller (1984, Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü)
  • Eylül (1986, 1988 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü)
  • Deniz Feneri (1987, Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü)
  • Şiirler (1990)
  • Behçet Aysan Kitabı (1993)
1993 yılının 2 Temmuz günü ise Sivas Katliamında bedenen aramızdan ayrılmıştır.


Palanga
çıkarın rüzgârın kelepçesini
size soracak sonra yıldızlar
dağlar koşacak denize doğru
günler ise özgürlüğe doğru
çıkarın rüzgârın kelepçesini.

çıkarın sözün ağızdan kilidi
size soracak sonra geleceğimiz
evlere giden kanlı giysilerle
baharda açan kardeşim gelincik
çıkarın sözün ağzından kilidi.

çıkarın ışıkların pençesini
hapishanelerin taş avluları
ve mezarlarda dolaşan analar
şarkılarımızın acılı ezgileri
çıkarın ışıkların peçesini.

birlikte yürüsün gölgeleri
birlikte yürüsün ölülerimizin.

onu tanımıyordum hiç görmemiştim
sinemanın önünde buluşacaktık
yakasında bir kırmızı karanfil
benim elimde ikiye katlanmış
bir avgi olacak.

buluşma saati geçti
kimse gelmedi.

anlamıştım
sintağma alanına kaçmaya başladım.

peşimdeler.

geceye kadar koştum
koyu bir karanlığın içinde.

barba hristos’un anlattıkları
hep aklımdaydı, eski kapetan.

bir gün başkaları da bizi anlatacak
hazır olalım sözlerin
pas tutmayanı için
çamura bulanmamış çığlıklara.

adımız buydu diyelim
yerimiz buydu, işte tarih

ölü ellerle değil
sevgiyle yarattığımız
işte gökyüzü

adımız buydu bir aşk adı
rüzgârımız denize doğru
ak köpüklü denize
eşitliğin barışın kardeşliğin
yeleleri terli kanatlı atına.

ak köpüklü denize.
poseidon’un altın arabasıyla
dolaşmaya.

“günlerce dolaşır ormanlarda
ve korularda ve pınar başlarında
ve bütün ırmakların kıyılarında

onu aradılar, artemis’i.

sonunda bir denizde yıkanırken
buldular, artemis başladı kaçmaya
o kaçtı, onlar kovaladı, o kaçtı

naksos adasına vardılar.

orada artemis ansızın yok oldu
yerini sütbeyaz bir dişi geyik aldı.

iki kardeş artemisi unutup, geyiği kovalamaya
başladı bu kez, birbirlerinden ayrıldılar

ağazların arasındaydılar.

bir süre sonra otos geyiği gördü
ephialtes de görmüştü.
tam ortalarındaydı geyik.

birden mızraklarını savurdular.

o anda geyik kayboldu gitti.

otos’un mızrağı ephialtes’e
ephialtes’in mızrağı otos’a.

öldüler.

Poseidon’un oğullarıydılar.”

Behçet Aysan

Bu eser 1986 Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Ödülünü kazanmıştır. Ayrıca Asım Bezirci'nin derlediği Türk ve Yunan Şairlerinin Diliyle Barış ve Dostluk Şiirleri antolojisinde de yer alan bir şiirdir.

Metin Altıok Kimdir?



Metin Altıok 1940 yılında İzmir'de doğdu. Ortaöğrenimini Karşıyaka Lisesi'nde, yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Faküktesi Felsefe Bölümü'nde tamamladı. Bir süre memurluk yaptıktan sonra öğretmenlik mesleğini seçti. Dost, Soyut, Türk Dili, Köken, Oluşum, Sesimiz, Cumhuriyet, Türkiye Yazıları, Gösteri dergi ve gazetelerinde yaymladığı şiirlerinde öz ve biçim kaynaşmasının, taze bir duyarlığın başarılı örneklerini verdi. Kuşağının verimli şairlerinden biri olarak tanınan Altıok, özel ve genel durumlarda yaşadığı tepkileri, hangi tutkuların, eğilimlerin egemenliğine girmişse onları dile getirdi. 1976 yılında yayımladığı ilk kitabı "Gezgin"den sonra sırayıla şu kitapları yayımladı:

  • Yerleşik Yabancı (1978)
  • Kedinin Avcısı (1980, Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü'nü Ahmet Telli ile paylaştı)
  • Küçük Tragedyalar (1981)
  • İpek ve Klabtan (1987)
  • Gerçeğin Öte Yakası (1990, Cemal Süreya Şiir Ödülü - 1991)
  • Dörtlükler ve Desenler
  • Süveyda (1991)
  • Alaturka Şiirler (1992)
  • Şiirin İlk Atlası (1992)
  • Hesap İşi Şiirler (1993)
  • Soneler (1994)
2 Temmuz 1993 yılında Sivas Katliamında çıkan yangında ağır yaralandı. 9 Temmuz'da ise bedenen aramızdan ayrıldı. Aşağıda paylaştığımız şiiri ise ilk kitabında yer alan Sis adlı şiiridir. Sanki usta Metin Altıok yıllar öncesinden olacakları hissetmiş gibi.

Özenle boyadım ipliğini sevginin,
Gidip de bulamamanın incinmiş rengine.
Sisi gümüş bir rüzgârla tepelerden eğirdim,
Dokudum yalnızlığın bu serin kumaşını,
Sesime ayrılıklardan bir gömlek diktim.
Ölümü tastamam ezberledim de geldim,
Dilimde bu buruk türkü tadıyla
Bilmem ki buradan nereye giderim.

Sonunda kendime bir top yangın edindim,
Soluğumla besledim dudağımın ucunda.
Ömrümün külüydü savrulan hep ardımda,
Örterek yavaş yavaş bıraktığım izleri
Yanmış bir günün sürüklenen kanatlarıyla.
Koştum, durmadan koştum o küçük yangınımla,
Adımın çaresiz kıyılarında kendi göğümü bulmaya.

20 Eylül, 2019

Feylozof Rıza'nın Bir Anısı


Rıza Tevfik Bölükbaşı'ndan (Feylesof Rıza) bir hâtırayı oğlu anlatıyor:

Bir gün Kızıltopraktan geçiyorduk. Bir köşkün bahçe duvarından dışarı salkım söğütler sarkmıştı. Annem çok sever bu çiçeği… Babama bir salkım koparmamızı söyledi. Babam: "Olmaz, dedi bize ait olmayan çiçeği sahibinden habersiz nasıl koparabiliriz!.." Annem de, ben de ısrar ettik. "Canım ne olacak, alt tarafı bir salkım çiçek. Ne kıymeti var?.. Sokağa sarkmış zaten" dedik. "Ne olursa olsun, hiçbir şey fark etmez sahibinden habersiz alamayız" dedi. Neticede kapıyı çalıp istemeye karar verdik, fakat evde kimse yoktu. Annemin ısrarı üzerine sokağa sarkan salkımlardan birini kopardık. Babam sonradan buranın bir doktora ait olduğunu ve doktorun adını öğrenmiş. Bir pusula yazdı doktora… Pusulada, kendilerinden habersiz bahçelerinden çiçek kopardığımızı bildiriyor ve özür diliyordu.

Oğlu Nazif Bölükbaşı

YAZI ARŞİV