20 Ağustos, 2026

Asaf Koçak'ın Ardından...

 


2 Temmuz 1993. Telefon çaldı. Açtım. Çok uzaktan geliyordu, taş plağın cızırtısıydı sesi. Asaf Koçak: "Madımak Oteli'ndeyiz. Olaylar var, bilesiniz" diyordu. Olaylar büyüdü, büyüdü. Asaf Koçak, Yerköy'de, çocukluğunda misket için kuyu kazdığı topraklarda...

Annesi Arife Koçak, "Bir cigara da bana verin" diyor. Üfürüyor. Duman; çöp adam oluyor, çizgi oluyor, Asaf'ı getiriyor.

Küçüklüğünde, eve misafir gelirdi. Bir köşeye sinerdi. Ders çalışır bilirdim. Meğer, misafirlerin resmini yaparmış. ‘Oğlun cin mi çiziyor.’ derlerdi. Kızmazdım, gizli çizerdi.”

Arife ana, geçmişle mi hesaplaşıyordu?

“A oğlum, öğretmen oldun. Al bir öğretmen, evlen. Derdi, ‘Ana, hala beni tanımadın.’ Kucağıma dayanırdı. Ondan bir kötülük görmedim. Ne bilirim. Hepsi yalan oldu, gitti. Vay vicdansızlar, vay kafirler. Camiden çıkıyor, can yakıyorlar…”

En saklı gizlerini anlattığı yeğeni Beyhan Koçak, Yerköy’e son gelişini anlatıyor:

“Geceleri gelirdi Yerköy’e. Sabaha kadar oturur, kalır, sonra da giderdi. Yadırgarlardı onu. Son gelişinde, tersini yaptı. Sakalı ve fötrü ile çarşıda dolaştı. Hiç çekinmedi. Bir yandan da kendisini garip garip izleyenlere gülüyordu, “Seyredin, bana nasıl bakıyorlar” diye. Sonsuz sevgisi vardı. Yerköy’deki ilkokul, mahalle arkadaşları ile ilgisini hiç kesmedi.”

Yaşamla dalga geçti Asaf. Ölümün soğukluğunu da ilk Sivas’ta tatmıştı. Çetinkaya’da öğretmendi. Bebekleri, o gün demiryolunun kenarından kömür aşırmamışlardı onun için. Soğuk, derme çatma öğretmen evinin duvarına yapışmış, gitmiyordu. Asaf Koçak’ı uzun bir uykuya çağırdı doğa. Donma noktasına gelmişti ki, öğretmen arkadaşları kurtardı. Ne bilsinlerdi ki, yıllar sonra Asaf’ı, ateşler alıp götürecek?

4 Temmuz 1994 Cumhuriyet Gazetesi Işık Kansu Haberi


Asaf Koçak’ın ailesi. Önde ise, adını amcası Asaf Koçak’tan alan ve amcasını hiç göremeyen bebek Asaf Koçak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

YAZI ARŞİV