25 Nisan, 2021

Hüseyin Erdinç Dede

 


Hüseyin Erdinç Dede 1898 yılında Sivas'ın Kangal ilçesine bağlı Yellice köyünde doğmuştur. Babasının adı Bektaş'tır. Yörede ki Cemleri yürütmesinin yanı sıra usta malı deyişleri de seslendirmiş ve yarınlara taşınması hususunda etkin rol almıştır. Yaşamının büyük kısmını köyünde geçirmiş, 1970'li yıllarda ise Ankara'ya göç etmiştir. 1990 yılında ise bedenen aramızdan ayrılmıştır.


Hüseyin Erdinç Dede'yi dinlemek için:




18 Nisan, 2021

Mihneti Baba'nın Kendi Anlatımından


İş içinde eğitim ilkesine bağlı oluşum yüzünden bir hayli yadırganmıştım bu köy halkı tarafından. Onlara göre öğretmen, çocuklara okuma-yazma öğreten bir <<efendi>>'ydi. Oysa ben, yeri geldikçe kazma-kürek sallar, bahçe beler, çift sürerdim. Ama sonradan alıştılar bana. Giderek tüm işlerinde yararlı olduğumu gördüler, anladılar. Daha bir yaklaştılar, daha bir bağlandılar o zaman. İkinci, üçüncü yıllarımda ben artık okulun öğretmeni değil, köyün öğretmeni olmuştum. <<Hökümet adamı>> değildim. O köyün bir insanı, kendilerinin bir parçasıydım.

*Mihneti Baba (Vehbi Polat) 1948 yılında öğretmenlik hayatına başlamıştır. Bu anlatımı da kendi yazmış olduğu Emekçi'nin Türküsü adlı kitabında yer almaktadır. Kendisini bir kez daha saygı ve özlemle anıyoruz.

 

25 Mart, 2021

Mahzuni Şerif Zevzek Türküsünü Kim İçin Yazdı?

 

Mahzuni Şerif Zevzek Türküsünü Kim İçin Yazdı?


Zevzek bir kimlikten ziyade bir tip. 35 yılı aşan sanat yaşamımda Zevzek gibi çok enteresan tipler türküledim. Bunlardan; Mamudo, Abidağa, Murti, Abur Cubur Adam, Çürük Hababam, Sümsük, Keyfo, Babo hatırlayabildiklerim. Bunların hepsi bizim toplumda günlük karşılaştığımız tipler. Zevzek bunların sonuncusu ve hemen hemen Anadolu insanının her on beş, yirmi ailesinden birisinde karşılaştığımız tiplerden. Başıboş, patavatsız, aklına düşeni söyleyen, ileriden geriden nasiplenmeyi düşünmeyen, özellikle boy ve posuyla mütenasip aptal fikirler taşıyan, elinde avucunda biriken birkaç kuruşu bıçak, kama, tabanca gibi zararlı gösterişlere harcayan insan tipi. Bu tipler her zaman kültürsüz insanlarımızdan çıkmıyor, akademik hüviyetli zevzeklere de rastlanıyor.


Mahzuni Şerif


*24 Şubat 1996 tarihli Cumhuriyet Gazetesine vermiş olduğu bir röportajdan.


Türkü Bestelemek Hakkında Yavuz Top'un Düşünceleri

 

Halk müziğinde beste olmaz denir. Oysa dün de bu müzik besteleniyor ve söyleniyordu. Dinleyenlerde bunu dilden dile, kulaktan kulağa naklediyorlardı. Anonimleşme de böyle oluşuyordu. Sözlü edebiyattan yazılı edebiyata geçemediğimiz için, zamanla halk ozanının kişiliği siliniyordu bu türkülerden. O dönemlerde insanlar kağnılarını da sazlarını da kendileri yapıyorlardı. Oysa günümüzde bu talepleri karşılayan firmalar var. Saz alacaksa bu işi yapan firmalara gidip alıyor. Ağlayacaksa ya da oynayacaksa kaset alıp ağlıyor ya da oynuyor. Kısacası üretmeye gerek duymuyor artık.


Dedelerimiz, babalarımız bizlere bir yığın türkü bırakmışlar. Bizler de yıllardır bunu kullanıyor ve tüketiyoruz. Peki biz, bizden sonra geleceklere ne bırakacağız? Ateşi beslemezsen kül olur gider. Bunun için de halk müziğinde beste yapmak gerekiyor. Kısacası ateşi beslemek gerekiyor. Sanatçı geçmişten aldıklarının üzerine, kendi çağının birikim ve beğenilerini ekleyerek geleceğe ulaştırmak zorundadır. Geçmişten çok şey bize kadar ulaşmadı. Bugün yapılanların birçoğu da belki geleceğe kalmayacak ama mutlaka beste yapılması gerekiyor.


Yavuz Top'un 28 Haziran 1998 tarihinde, Cumhuriyet Gazetesi'ne vermiş olduğu bir röportajdan.


30 Ocak, 2021

Ozan Rehberi Kimdir?

 


Ozan Rehberi Kimdir?

Sivas'ın Divriği ilçesine bağlı Karakuzulu köyünde 1953 yılında doğdu. Asıl adı Ali Metin'dir. Babası Ahmet Bey, Annesi Hatice Hanım'dır. İlkokul mezunu olan ozanımızın dörtte çocuğu vardır. Yaşamının bir yarısında, Ankara'ya göçmüş ve Devlet Demir Yolları'nda (DDY) çalışmıştır. Yurdun bir çok yerinde çeşitli festival, konser ve etkinliğe katılarak ödüller almıştır. Yine döneminin tanınan, sevilen ve güçlü şiirleriyle adından söz ettiren ozanları arasında yer almıştır. 

1983 yılına kadar Ozan Metini Mahlasını kullanmıştır. Daha sonra ise Ozan Rehberi mahlası ile şiirlerini yazmaya devam etmiştir. 1991 yılında ise talihsiz bir trafik kazası sonucu genç yaşında bedenen aramızdan ayrılmıştır. 1990 yılında Kültür Bakanlığı'nın adına hazırlamış olduğu Duygunun İncileri adlı bir de kitap çalışması mevcuttur.


YOKTUR
Yaralarım göz göz olmuş
Saran yoktur saran yoktur
Perperişan hallarımız
Soran yoktur soran yoktur

Miras bırakmamış dedem
Dilenem mi nasıl edem
Çaresizim kime gidem
Gören yoktur gören yoktur

Anlatırım insanlığa
Balık gibi düştük ağa
Söylediğim bu gerçeğe
Eren yoktur eren yoktur

Çala çala sarı sazı
Yüreğimiz doldu sızı
Çok istedik hakkımızı
Veren yoktur veren yoktur

Rehberi ağardı saçın
Dünyada yüklendi göçün
Kendisini bizim için
Yoran yoktur yoran yoktur


BİTİRİR BENİ
Anamdan doğalı gülmedi yüzüm
Bu dert yiye yiye bitirir beni
Neden diye soruyorum kendime
Bu dert yiye yiye bitirir beni

Özgürce çalmadım aşkın sazını
Sunamadım hayatımın tezini
Yare diyemedim en son sözümü
Bu dert yiye yiye bitirir beni

Ozan Rehberi'yim derdim bir değil
Neydem o hayırsız bana yar değil
Çektiklerim saklanacak sır değil
Bu dert yiye yiye bitirir beni


Yine Ozan Rehberi'nin Çorum Konseri görüntüsünü izlemek isteyenlere aşağıdaki linki bırakalım:






Mücrimi Baba'dan Bir Anı

 


Zaviyelerin kapatılması sırasında sık sık evine taliplerinin gelmesi, çevre illerden gelen sevenleri ile toplantılar yapması, bazılarını rahatsız eder ve köylülerden biri ‘Tekke kurduğu’ gerekçesiyle Mücrimi’yi şikayet eder. Mücrimi, jandarma gözetiminde hakim karşısına çıkarılır. Hakim: “Sen Cumhuriyet aleyhinde hilafet için çalışmalar yapıyormuşsun!” suçlamasını yöneltince Mücrimi Baba’da şu dizelerin yer aldığı bir şiiri okur:

Mücrimi der, işte bunlar bak yiyen
Nefse uyup hatır için bok yiyen
Bok yiyen var illa, bunlar çok yiyen
Bunlar var ki, bu dünyamız düzelmez

Tanık olarak orada bulunan Tahrirat Katibi Müderris Talat Bey, Mücrimi’nin felsefesiyle, devrimlerin en büyük destekçisi olduğunu belirtince hakim, gerçeği anlayarak takipsizlik kararı verir. Kolluk güçlerine de sözlü uyarıda bulunur. Hakim, ayrıca Mücrimi’nin üzerinde para olmadığından ona para vererek fotoğrafını çektirir. Konu ile ilgili rahatsız edilmemesi için, bir de fotoğraflı belge verir. Kendisine de “Kimseden korkma, Antep’in göbeğinde göğsünü gere gere bu şiirlerini oku, bundan sonra sana kimse dokunamaz” diyerek Mücrimi Baba’yı köyüne gönderir.

Bu anının altına küçük bir bilgi eklemesi yapalım: Mücrimi Baba yapılan suçlamaların aksine Cumhuriyet devrimlerinde kılık kıyafet düzenlemesine ilk destek verenler arasındadır. Yine harf devriminde yeni yazıyı öğrenerek çevresindekilere de kurslar vermiştir.

Kaynak: Aşık Mücrimi - Harmanımı Yel Aldı (Ömer Özdal)

21 Aralık, 2020

Aşık Ali Rıza Yalçın Kimdir?

 


Sivas'ın Divriği ilçesi Çamşıhı yöresinin Kaygısız köyünde 1929 yılında doğmuştur. Babasının adı Hüseyin, annesinin adı Hatun'dur. Ailenin beşinci çocuğudur. Babası öğretmendir. İlkokolu Şahin Köyü'nde okumuştur. Daha sonra Yıldızeli'nin Pamukpınar Öğretmen Okulu'na kayıt olmuştur. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı okulu tamamlayamamıştır. Bu dönemde Aşık Veysel ile tanışmış ve saz çalmanın ilk adımlarını atarak genç yaşında kültürel çalışmalarla tanışmaya başlamıştır. 

Askerlikten sonra İstanbul'a göçmüş Ümraniye'de kendi yaptığı evde yaşamaya başlamıştır. Yaşamı boyunca mütevazi ve yardımsever kişiliği ile bilinen aşığımız sosyal faaliyetleriyle de adından çok söz ettirmiştir. Şiirlerinin yanı sıra yazmış olduğu yazılar, hikayeler ve oyunların bir kısmı TRT'de seslendirilmiştir. Ekin İdim Oldum Harman şiirini okuyan Ruhi Su, Fransa'da altın plak kazanmıştır. 23 Mayıs 1990 tarihinde ise bedenen aramızdan ayrılmıştır.

Biyografiyi oluştururken yararlandığımız Dr. Doğan Kaya'nın yazmış olduğu Çamşık Ozanları kitabını da belirtmeden geçmeyelim. Çamşıh Yöresi ozanları için kaynak oluşturması adına önemli bir çalışma. Dr. Doğan Kaya Hoca'mızın emeklerine sağlık.

EL ETMEDİN Mİ
Niye inkar ettin sevmedim diye
Kapıdan geçerken el etmedin mi
Bakraç kollarında suya giderken
Duvarın dibinde göz etmedin mi

Başına bağlamış kırmızı yazma
Hepsini söylemem kendini üzme
Bahçede gezerken elinde kazma
Üstüme kırmızı gül atmadın mı

İnce bele gümüş kemer bağladın
Duvarın dibinde tuttun ağladın
"Yarın bayram günü" diye söyledin
O gece sabahı zor etmedin mi

El ele tutuşup indik bahçeye
Boynuma sarıldın sen doya doya
Ali Rıza senden ayrılmam diye
Ahd ü aman edip söz etmedin mi

ÇAMŞIHI'YA GİDERSEM
Kısmet olur Çamşıhı'ya gidersem
Gözüme Fatma Ana düzü görünür
Mübarek toprağa niyaz edersem
Karşıda bir şirin yazı görünür

Dokuz pare bir arada köyleri
Şemsettin Sultan'dır ulu soyları
Bektaş-ı Veli'den gelir huyları
Kudretten yeşil ele görünür

Coş eylemiş çalınıyor sazları
On İki İmam'a var niyazları
Semah döner gelinleri kızları
Allı turnaların teli görünür

Kırkların meyine benzer demleri
Baş tacı ederler mihman canları
Coşup figan eder ağlayanları
Gözünde Kerbela çölü görünür

Kurban olam otağına yurduna
Doyamadım yiğidine merdine
Türküleri derman olur derdine
Bülbül gibi ahüzarı görünür

Ali Rıza eremedim sırrına
Gafil olup hor bakılmaz birine
Er evladı sığınmıştır pirine
Gahi deli gahi dolu görünür

Kendi sesinden plağını dinlemek için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz:



07 Aralık, 2020

Öneri Kitap - 48


Yaklaşık sekiz aydır yeni bir kitap önerisinde bulunmadığımızı fark ettik ve sizlerin karşısına yine güzel bir öneriyle çıkmak istedik.

Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Sarıkaya Köyü’nde 1907 yılında dünyaya gelen Aşık Hüseyin’i konu edinen bu kitap, Dr. Reyhan Gökben Saluk’un titiz ve özverili çalışmalarının sonucunda okuyucuyla buluşmuş. Eserin yazılı tarihimiz için önem arz etmesinin yanı sıra, aşığımız ile ilgili de hazırlanan ilk yazılı çalışma olması da ayrıca önemli bir konu.

1942 yılında bedenen aramızdan ayrılan aşığımız, kısa yaşamına neler sığdırmış, geride ne tür edebi eserler bırakmış, tüm bilgiler kitabın içerisinde bulmanız mümkün. Alıp okuyacaklar için, şimdiden keyifli okumalar olsun.

Aşığımızın bir şiiri ile de gönderimizi sonlandıralım:

Dilerim ki muradıma ereyim
Yarı yoldan geri döndürme güzel
Göster cemalini yüzün göreyim
Bütün umudumu söndürme güzel

Cismime yükledin çileyi gamı
Derdimi çekemez vapurla gemi
Çoktan unutmuşum neşeyi demi
Ataşlara beni yandırma güzel

Yanıyor içerim dumanım tüter
Selamın gelirse sorunum biter
Yüklendim gamımı dert katar katar
Yüzüme bakmadan kandırma güzel

Elim ile viran ettim hanemi
Mutlu yaşayalım kalan dönemi
Sensiz Hüseyin’in yoktur önemi
Feleğe koz verip yandırma güzel

21 Kasım, 2020

Çorumlu Aşık Kul Veli

 


Çorumlu Aşık Kul Veli:

“Tam 53 yaşındayım. 35 seneden beri sazımla diyar diyar dolaşıyorum. Tam dört yüze yakın mani, 100 kadar koşma, bir o kadar varsağ yazdım. Uzun zaman tek telli saz çaldım. Zaten bence şair olan insan, tek telli saz çalmalıdır. Çok telli sazı herkes çalar. Marifet tek telli sazı konuşturabilmektir.

Vallahi radyoya bir türlü aklım ermedi. Ben saz çalıp beyit okurken sesimin dünyaya yayıldığını bir türlü inanamıyorum. İnsana alay gibi geliyor bu iş. Allah 53 yaştan sonra bize bunuda gösterecekmiş! Doğrusu bir gün gelip sesimin dağlar, bayırlar, ormanlar aşarak memleket memleket yayılacağını düşünmemiştim… Medeniyet ne büyük işler başarıyormuş meğer…”

1943 yılında aşığımızın Ankara Radyosu’nda Baki Süha ile yapmış olduğu sohbetten iki paragraf paylaştık. Kendisi hakkında pek bilgi sahibi olmasakta açıklamalarından 1890 yılında doğmuş olduğunu anlayabiliyoruz. Kul Veli Baba’yı saygı ile anıyoruz, devr-i daim olsun.



16 Temmuz, 2020

Aşık Yoksuli Kimdir?



Aşık Yoksuli Kimdir?

1944 yılında Malatya’nın Arapgir ilçesinin Ulaşlı Köyü’nde doğdu. Asıl adı Tevabil Temuroğlu’dur. Hayatı boyunca peşini bırakmayan yokluk, yoksulluk nedeni ile Yoksuli mahlasını kullanmıştır. Yaşamı boyunca sanatı ile halkının yanında olmaktan hiç vazgeçmedi. Güçlü sazı ve yöresel tavırları nedeniyle dönemin tanınan ozanları arasında yerini aldı. Mahzuni Şerif, Muhlis Akarsu, Abdullah Papur gibi ozan dostlarıyla birçok turne ve etkinliğe katıldı. 1985 yılında ağır koşullarda geçirmiş olduğu hapis yıllarının etkisi ile amansız bir hastalığa yakalanarak bedenen aramızdan ayrıldı. Yoksuli Baba’yı saygı, özlem ve minnet ile anıyoruz.


YARIN YOLCUSUN

Neyine aldandın yalan dünyanın
Bu gün misafirsin yarın yolcusun
Dağı taşı altın olsa evrenin
Bu gün misafirsin yarın yolcusun

Ben falanım deyi döver döşünü
Sanki mal mülk halledecek işini
Dolu sanma şu dünyanın boşunu
Bugün misafirsin yarın yolcusun

Tarihin akışı benzer volkana
Ne şahlara kalmış ne de sultana
Bir eylik etmişsen o kalır sana
Bugün misafirsin yarın yolcusun

İnsanlığı yıkar delidir deli
Başına çalınsın dünya parası pulu
Boşuna aldanma gardaş Yoksuli
Bugün misafirsin yarın yolcusun

Aşık Yolsuli'nin Senden Oldu Albümünün Tamamını İzlemek İçin Tıklayabilirsiniz:


YAZI ARŞİV