20 Ağustos, 2026

İbrahim Çatalgöz (Kör İbo - Kaki İwik) Kimdir?

 


1932 yılında Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Bozlar (Gonig) köyünde doğan İbrahim Çatalgöz, halk arasında “Kör İbo” ve “Kaki İwik” lakaplarıyla tanınan, Alevi-Bektaşi geleneğinin güçlü bir temsilcisidir.

Doğuştan görme engelli olan Çatalgöz, bu durumu hiçbir zaman bir engel olarak görmemiş, aksine duyarlılığı ve çevresine olan algısıyla hayranlık uyandırmıştır.

Kültürel ve inançsal mirasını müzikle buluşturarak aktaran aşık, özellikle “dede sazı” ile çaldığı deyişler ve nefeslerle Alevi halk müziğinin önemli taşıyıcılarından birisi olmuştur.

İbrahim Çatalgöz, sazını geleneksel biçimin dışında, yatırarak çalar ve mızrap yerine uzattığı tırnaklarını kullanırdı. Bu kendine özgü çalma tarzı, ustalıkla yorumladığı eserlerle birleşince, onu yalnızca bir halk ozanı değil, aynı zamanda bir müzik ustası konumuna taşımıştır. Büyük ozanlardan Mahzuni Şerif’in dahi onun perde tutuşunu ve çalma biçimini takdir ettiği bilinir.

Görme engelli olmasına rağmen doğaya, zamana ve çevresine dair olağanüstü bir farkındalık geliştirirdi. Oğlunun anlattıklarına göre, yayla yollarının her mevkisini tanır, bir ağacın gölgesinden yönünü bulur, saatleri yalnızca çevresel seslerden tahmin ederdi. Bu yönleriyle hem ailesinin hem de çevresinin büyük saygısını kazanmıştır.

Sanatında aşk, inanç, toplumsal adalet, insan sevgisi ve hakikat arayışı gibi temaları işleyen Çatalgöz’ün eserleri, özellikle Alevi-Bektaşi inanç sisteminde önemli bir sözlü kültür taşıyıcılığı yapmıştır. Müziği sadece bir icra aracı değil, aynı zamanda kültürel hafızanın canlı bir sesi olmuştur.

İbrahim Çatalgöz, 2015 yılında bedenen aramızdan ayrılmıştır

Aşık İsmail Nar Kimdir?

 


Halk ozanı İsmail Nar, ne yazık ki dün bedenen aramızdan ayrıldı. 1940 yılında Sivas’ın Kangal ilçesi, Karanlık köyünde dünyaya gelen İsmail Nar, küçük yaşlarda bağlama çalmaya başlayarak kendini yetiştirdi. Daha sonra Ankara’da kamu görevlisi olarak görev yaptı. Ozanlık geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olan Nar, kendisi gibi halk ozanı olan oğlu Kamber Nar’ın da ustasıydı.

Uzun yıllar dernek başkanlığı yaparak halk kültürüne ve aşıklık geleneğine büyük emek verdi, yaşamı boyunca kültürümüze her alanda hizmet etti. Haziran 2026 yılında ise bedenen aramızdan ayrılmıştır.

Geride bıraktığı eserleri, yetiştirdiği isimler ve kültürümüze kattıklarıyla daima hatırlanacaktır.

Devri daim, mekanı gönüller olsun.

Ozan Mihneti Kimdir? (Vehbi Polat)

 


Asıl ismi Vehi Polat olan Ozan Mihneti, 1948 yılında Cılavuz Köy Enstitüsü’nden mezun olur. Ömrü boyunca da Anadolu’nun en ücra köylerinde öğretmenlik yapar. Sadece öğretmenlikle kalmaz, köylüye rehber olur, birlikte çalışır. Yol yapar, su getirir, okulları yeniler, köylülerin yıkılmış evlerini tamir eder, ekime biçime destek çıkar. Okuma yazma bilmeyen 70’ine gelmiş insanlara okuma yazma öğretir.

Vehbi Polat; haklarından yoksun edilmiş, kişiye kul olmuş, binlerce ezilmiş yürekler acısı yaşantıyı ve direnişe tanık olmuştur. Muhlis Akarsu’nun da çok bilinen türkülerinden olan Sivas’tan Çıktı’da İş Arıyordu türküsünün de söz yazarıdır. Kendi anlatımından kısa bir paragrafı da ayrıca paylaşalım:

"İki evlek, babamdan kalma tarlayı da sattık, geldik Ankara’ya. Ünlü yurt dışına taşmış bizimkilerden biri ile tanıştık… Burası piknik, orası tavukçu, iliman liman, kalem derken temizinden bin liram gitti… Ankara’da günlük bir gazetede tefrika edilen romanım üç gün çıktı beş gün çıkmadı…"

Ömrümde bir kere etek öperek
Kayırma yolundan mevki kaparak
Görevim başında dalga yaparak
Yan gelip sırt üstü yatmış değilim

Ozanımız 1993 yılında ise bedenen aramızdan ayrılmıştır. Kendisini saygı ve büyük özlemle anıyoruz!


Aşık Mihneti Baba

Ozan Mehmet Koç Kimdir?

 


1946 yılında dünyaya gelen ve babasının çok iyi saz çalmasının da etkileriyle henüz dört yaşındayken bağlama çalmaya başlayan Mehmet Koç, tam 70 yıldır bu toprakların sesini, acısını ve umudunu teline döken adeta yürüyen bir kütüphanedir.

Sanat yolculuğunun en özel dönüm noktalarından birini usta sanatçı Ruhi Su ile yaşayan ozan, kendisinin büyük desteği ve teşvikiyle ilk plağını çıkarmış, sonrasında da Ruhi Su ile birlikte birçok konserde aynı sahneyi paylaşmıştır.

1955 yılından itibaren Aşık Veysel, Aşık İhsani, Aşık Mahzuni Şerif, Muhlis Akarsu, İsmail İpek, Nesimi Çimen ve Aşık Daimi ve daha nice geleneğin devleriyle; ilerleyen yıllarda ise Rahmi Saltuk, Sadık Gürbüz ve usta yorumcu Selda Bağcan gibi dönemin gür sesleriyle omuz omuza yürüyerek sayısız turnede, festivalde ve kitle etkinliklerinde yer almıştır.

Değerli sanatçı Abuzer Karakoç ile kuzen olan ve bu güçlü kültürel mirası aile bağlarıyla da taşıyan Mehmet Koç, 1968 ile 1980 yılları arasındaki o siyasi fırtınalı dönemde toplumsal mücadelenin tam merkezinde yer almıştır. İnandığı değerleri sanatı aracılığıyla savunmaktan geri durmadığı için bu süreçte onlarca defa kovuşturmaya uğramış, defalarca gözaltı ve hapis cezalarıyla karşı karşıya kalmıştır.

Eğilmeyen dik duruşu, tükenmeyen üretkenliği ve Anadolu kültürüne kattığı tüm eşsiz değerler için Mehmet Koç’a büyük bir parantez açıyor, saygılarımızı ve selamlarımızı iletiyoruz. İyi ki varsın büyük usta!

Kul Himmet Üstadım Kimdir?

 


Tahminen 1779 yılında, o dönemde Divriği’ye bağlı olan, bugün ise idari olarak İmranlı’ya bağlı Örenik (Aydoğan) Köyü’nde doğmuştur. Asıl adı İbrahim’dir. Yöresinde Aşık İbrahim olarak tanınmıştır.

16. yüzyılda yaşamış olan Kul Himmet’e duyduğu sevgi, manevi ustası olarak görmesi ve ondan dolu içtiğine inanması nedeniyle, Kul Himmet Üstadım mahlasını benimsemiştir.

Hacı Bektaş Veli Dergahı’na giderek dönemin postnişini Feyzullah Çelebi Efendi’yi ziyaret ettiği bilinen Kul Himmet Üstadım; şiirlerinde başta Alevi-Bektaşi inancı ve kültürü olmak üzere sevgi, aşk ve gündelik hayata dair konuları işlemiştir.

Yine tahmini olarak 1844 yılında ise köyünde bedenen aramızdan ayrılmıştır.

Videoda Muhlis Akarsu’nun seslendirdiği bu deyiş de Kul Himmet Üstadım’a aittir.



19. yüzyılın önemli Sivas ozanlarından Kul Himmet Üstadım’la süren bu yolculuk, 20. yüzyılın önemli ozanlarından Muhlis Akarsu’ya uzanarak aralıksız olarak devam etmektedir. İşte kültürümüzün kuşaktan kuşağa bir bayrak gibi taşınmasının anlamı ve önemi bu sırda saklıdır. Bu kültürel miras, bu güzel döngü asla bitmesin!

İki büyük değerimizi de bir kez daha saygı, özlem ve minnetle anıyoruz.

Video Kaynak: İrfan Çetinkaya ve torunu Emrah Çetinkaya
Video Tarihi: 1992, Eskişehir

Binali Selman Kimdir?

 


1931 yılında Bayburt’un Demirözü ilçesinde dünyaya gelen Selman, müziğe çok küçük yaşlarda başladı. Müzisyen ağabeyi Yaşar Selman onun ilk müzik yol göstericilerinden oldu.

Çocuk yaşlarda çoban olarak gezdiği dağlarda davul ve zurna ile başlayan müzik serüveni; zurna, mey ve ney başta olmak üzere nefesli sazlarda kendine özgü bir ekol oluşturmasına uzandı. Bu yeteneği üflemeli çalgılar tarihimizin en önemli virtüözlerinden bir tanesi olmasını sağladı.

1954 yılında İstanbul Radyosu’na giren Binali Selman, uzun yıllar Yurttan Sesler topluluklarında görev yaptı. Nota eğitimi almamış olmasına rağmen olağanüstü müzik kulağı ve icra yeteneğiyle döneminin en dikkat çekici sanatçılarından biri oldu.

Halk arasında söylenen “Zurnada peşrev olmaz” sözünü adeta icrasıyla tarihe gömen Selman, zurnayı bir oyun havası sazı olmaktan çıkararak makam ve ezgi bakımından zengin bir icra alanına taşıdı.

Okay Temiz ile gerçekleştirdiği çalışmalar sayesinde Anadolu’nun nefesini Avrupa’dan Amerika’ya, İskandinavya’dan Hindistan’a uzanan uluslararası sahnelere taşıdı. 1980 yılında Hindistan’da düzenlenen uluslararası yarışmada “Dünya Zurna Çalma Şampiyonu” oldu.


1975 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda mey öğretim görevlisi olarak da görev yapan Selman, birçok sanatçı ve toplulukla çalıştı; plak, radyo, televizyon ve Yeşilcam film müziklerinde unutulmaz icralara imza attı.

15 Ağustos 1992’de İstanbul’da bedenen aramızdan ayrılan Binali Selman, ardında Anadolu’nun nefesli sazlarına yön veren eşsiz bir müzik mirası bıraktı. Bu mirasın izlerini, kendisi gibi nefesli sazları ustalıkla icra eden oğlu Deniz Selman sürdürmeye devam etmektedir.

Büyük ustayı saygı, özlem ve minnetle anıyoruz.

YAZI ARŞİV