18 Şubat, 2023

Feyzullah Çınar’ın, Fikret Otyam’a Anlatımından

 


Bir aralık sivil savunmada idim. O zaman hasta olmuştum ciğerlerimden, adamlar bizi emekliye ayırdılar, sonra evlendim. İtfaiye’ye girdim. İtfaiye eri. Bir arkadaş ile Mahzuni’nin evine gittik, ziyarete, oturmaya. Orada çalıp çığırırken, Tunç Plak’ın sahibi, şimdiki Cihan Plak’ın yani, Yusuf Tunç’ta oraya gelmişti, dinledi beni, o gece konuştuk. Sabahı bulmuştuk, plak yapmak için gittik İstanbul’a. Bilirsin o dönemde Alevi deyişlerini çalıp söylemek biraz şeydi, o zamanlar bizim topluluğu yani Alevileri etkileyecek en ağır deyiş benim ilk okuduğum “Fazilet” idi, Sivaslı Agahi Baba’nın asırlık. Arkası Malatyalı Esiri’nin Şah Hüseyin’le ilgili bir deyişi. Plak çok, ama çok sattı. Bu plakla adım duyuldu.

Feyzullah Çınar’ın, Fikret Otyam’a kendi anlatımından.

Fotoğraf: Feyzullah Çınar, Aşık Ali Metin (Aşık Rehberi), Ali Demirhan, Cemil Altınışık, Serpil Yağmur

Yıl: 1976 - Ankara
Fotoğraf Kaynak: Ali Demirhan


Aşık Yorgansız Hakkı Baba Kimdir?

 


Aşık Yorgansız Hakkı Baba Kimdir?


1895 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi. Babası Hüseyin Efendi, annesi Cemile Hanım’dır. Asıl adı Hakkı Bayraktar’dır. 7-8 yaşlarındayken annesi ile İstanbul’a gider, Beyazıt Rüştiyesi’ne kayıt olur. Ortaokul ve lise eğitimini tamamladıktan sonra, uzun yıllar sürecek askerlik yaşamına başlar. Balkan Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’na katılır. Mısır’da İngilizler’e esir düşer ve savaş sonunda imzalanan anlaşma ile esaretten kurtulur.

Saz çalmasını ve şiir yazmasını annesinden öğrenmiştir. Şiirlerinde; Hakkı, Yorgansız Hakkı, Yorgansız gibi mahlaslar kullanmıştır. Eniştesine Yorgansız dendiği için kendisine bu lakap ile hitap edildiği söylense de bazı kaynaklarda uzun süren savaş yıllarında cephelerde yorgansız yatması nedeniyle, aşığa böyle hitap edildiği belirtilmektedir.

Bektaşi ruhlu Yorgansız Hakkı Baba, kendisine has giyiminin yanı sıra güzel saz çalması ve yanık sesiyle de yaşadığı yıllarda halkın sevdiği bir halk ozanı olmuştur. Vatan ve halk sevgisi başta olmak üzere toplumda ki haksızlıklara karşıda birçok şiir yazmıştır.

Anadolu’nun farklı şehirlerini saz omzunda gezmiş, çağının önemli aşıklarıyla dostluk kurmuştur. Dönem dönem İstanbul’a giderek Şemsi Yastıman’ın konuğu olmuş ve burada sazlı sözlü muhabbetlere katılmıştır. Bir önceki paylaşımımızda yer alan Davut Sulari ve Beyhani Baba’nın da yer aldığı fotoğrafta Yorgansız Baba’nın da olduğunu görmekteyiz. 1960’lı yıllardan geriye kalan bu fotoğraf karesinin de dost sohbetlerinden geriye kaldığı aşikardır.

Yorgansız Hakkı Baba 1964 yılında ise bedenen aramızdan ayrılmıştır. Kendisini saygı ve özlemle anıyoruz.

Hep anadan doğma soydular bizi
Asitli sulara koydular bizi
Günde iki defa saydılar bizi
Sakallı Celali telinde idim

Her yana çekildi telli direkler
Ah eder, vah eder sızlar yürekler
Dört yanda süngülü nöbetçi bekler
Zulüm işkence hem buhranda idim

Gavur elindesin kelamı meşhur
Her işin cebridir sen dahi mecbur
Karşısında mert yok ki dilesen özür
Tanrımdan inayet ihsanda idim

Dizeler, Hayat Destanı’nda, esir düştüğü kısmı anlatmaktadır.

Aşığımızın biyografik bilgileri için Mustafa Eski’ye teşekkürlerimizle.

Aşık Fezai Kimdir?

 


Aşık Fezai Kimdir?

1945 yılında Sivas’ın İmranlı ilçesi Kılıçköy’de dünyaya geldi. Asıl adı Halil Karabulut’tur. Eğitim hayatına ilkokulu bitirdikten sonra devam edememiştir. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Aşık Fezai, küçük yaşlarda çiftçilik yapmış ve sonrasında Almanya’ya giderek inşaat işçiliği yaparak hayatını sürdürmüştür.

Yöre cemlerine katılması küçük yaşlarda şiir yazmasında ve saz çalmasında etkin rol oynamıştır. İlk dönemlerinde, şiirlerinde Kul Halil mahlasını kullanmış, sonrasında ise Fezai mahlasıyla şiirler yazmıştır.

                                    
*1979 yılında Sivas İmranlı Kılıçköy köylüleri, köylerine elektrik bağlanması adına büyük bir çaba gösterir. Bu çabalarının karşılığını almaları sonucunda da ortaya böylesi samimi bir kutlama fotoğrafı çıkar. Saz çalan kişi de Aşık Fezai’dir. Fotoğraf Kaynak: Aşık Fezai Facebook Sayfası

Dizelerinde yalın bir dil kullanan ozan etkili anlatımı ile de döneminin önemli isimleri arasında yer almıştır. Koçgiri kültürüyle büyüyen Hasret Gültekin ile de iyi bir muhabbete ve dostluğa sahip olan Fezai Baba, 2001 yılında ise bedenen aramızdan ayrılmıştır. Değerlerimizi saygı, sevgi ve büyük özlemle anıyoruz. Daim gönlümüzdeler!



Muhlis Akarsu'nun 1 Temmuz Gününden Bir Anısı

 


Muhlis ağabey Sivas'a gideceğini ve bunun için programı olduğunu söyledi. Sivaslı yapımcı arkadaşım Mustafa ağabey (Mustafa Güneş) de bunun üzerine kendisinin Altınoluk'a gideceğini ve sonrasına ona katılabileceğini söyleyince bende devreye girdim ve "Madem öyle Sivas'tan sonra da Tokat'a uğrayıp öyle İstanbul'a uğrarız" dedim. Program belli olmuştu. Biz Mustafa ağabeyle Altınoluk'a gideceğiz, oradan Sivas'a geçeceğiz. 1 Temmuz akşamına kadar programda bir değişiklik olmadı. Yalnız akşam Muhlis ağabey'le konuştuğumuzda canının sıkıntılı olduğunu ve hatta, "İsterseniz siz gelmeyin kalın burada havalar iyi değil." dediğini Mustafa ağabey bana söylemişti. Tabii bu konuşmalardan sonra ertesi gün bir Sivas yerine İstanbul'a dönmeye karar verdik ve sonrasında yolda bu haberi aldık. Telefonlarına ulaşılamıyordu. Bir ara Sivas'a gitmeye karar verdik ancak bunun hiçbir yararı olmayacağını düşünerek ve yolda ağzımızı bıçak açmadan İstanbul'a döndük.

Sevan Çamlıca’nın anlatımından.

Derviş Kemal Baba'nın Anlatımından

 


Bir gün üç tane ozan var Aşık Nesimi, Feyzullah Çınar, Aşık Daimi adamlar langır langır söylüyorlar. Şimdi bana sen de çal söyle, dediler. Benimkisi ama şimdi keman, dedim. Olsun, diyorlar. Ben de aldım onu boynuma bir rahle yaptım hemen koydum şiirleri, üç tane işte, zaten orada üç tane söyleyeceğim.

Dedim işte erenler, bilhassa Nesimi’ye, sizin yanınızda bir şey okumak bizim haddimiz değil, utanıyorum dedim, hepiniz kafadan bir şeyler söylüyorsunuz. Nesimi ne dedi biliyor musun? Derviş Baba dedi, en iyisini sen yapıyorsun. Neden? Bizim bazen bant kopuyor sen farkındasın bunun. Hakikat Nesimi çalarken unutuyor değil mi? Bir iki aşağı gidiyor, hatırlamazsa eğer tak başka bir parçaya geçiyor. Geçtiğini ben anlıyorum, diğerleri belki anlamaz ama. Senin hiç bandın kopmaz ama en iyisini sen yapıyorsun, dedi.

Derviş Kemal şiirlerini genellikle ezbere söyleyemez ve bu yüzden muhabbetlerde yazılı şiir kağıtlarını da yanında taşır. Anısında bahsettiği konuda bunun üzerinedir.

Söyleşi ve Fotoğtaf Kaynak: Ayhan Aydın

Musa Eroğlu: "Aleviliği Düğün Salonlarına, Diskolara Sokmaya Çalıştılar."

 


Özellikle 80’den sonra Alevilikle ilgili türküler çıktı. Aleviliği düğün salonlarına, diskolara sokmaya çalıştılar. Yüzyıllardır atalarımızın cemlerde döndükleri semahları rastgele yerlerde sergilemeye başladılar. Aleviliğin özüyle çeliştiler. Okumuyoruz. Bilmediğinin talibi olmak Aleviliğin özünde var, felsefesinde var. Bunu harekete geçirelim. Ben bunu şöyle ifade ettiğimde yanlış anlaşıldı. Alevilik radikali yaşamalı artık.

Musa Eroğlu’nun 1996 Aralık ayında Cem Dergisi’nden Gülağ Öz ile yapmış olduğu söyleşisinden.

06 Kasım, 2022

Çamşıhılı Aşık Ali Çınar

 


Çamşıhılı Ozan Ali Çınar

1944 yılında Sivas Divriği Çamşıhı'nda dünyaya geldi. Babası Mustafa Çınar (Mistik Emmi), bilgeliğinin yanı sıra sazı ve sözüyle yöresinde çok sevilen bir Alevi dedesiydi. Mistik Emmi; Sivas, Maraş, Tokat, Malatya ve Çorum gibi bir çok şehri ziyaret ederek buralarda cem yürütmüş, hem oğlu Ali Çınar'a hem de yeğeni Feyzullah Çınar'a önemli bir rol model olmuştur. Feyzullah Çınar'ın: "Ben merhaba demesini amcamdan öğrendim." ifadesi de Mistik Emmi'nin, Feyzullah Çınar'ın hayatında ne denli önemli bir yer edindiğinin kanıtıdır.

Babasının da etkisiyle çok genç yaşlarda kültürel değerlerle tanışan Aşık Ali Çınar, gençlik çağında Ankara'ya göç eder. Yokluk ve yoksulluğun içerisinde Ankara'dan yapamayacağını düşünerek 1970'li yıllarda İstanbul'a göçer. Hayatı boyunca; sinema makinistliği, elektrikçilik, berberlik ve hamallık gibi çeşitli işler yaparak geçim mücadelesi verir.

Aşık Veysel, Feyzullah Çınar, Aşık Daimi, Mahzuni Şerif, Muhlis Akarsu, Rıza Aslandoğan gibi bir çok önemli halk ozanı ile Türkiye'nin çeşitli illerinde turnelere katılır. Ululardan Ulu Pir Hacı Bektaş ve İmam Hüseyin eserlerinin yer aldığı bir de plak çıkartır. Bu paylaşmış olduğumuz kayıttan da anlaşılacağı üzere aşığımız şiirlerinde Sefil Ali mahlasını kullanmıştır.

Beş çocuğu olan Ozan Ali Çınar, 1975 yılında henüz 31 yaşında iken İstanbul'da misafirlerini gidecekleri yere bıraktıktan sonra yaya olarak evine dönerken bir aracın çarpması sonucu bedenen aramızdan ayrılmıştır. Kendisini saygı ve özlemle anıyoruz. Devr-i daim, mekanı gönüller olsun. 

Paylaşımımıza katkıda bulunan Hüseyin Çınar ve Cihan Toprak'a da sonsuz teşekkürlerimizle.



17 Nisan, 2022

Aşık Daimi'nin Amcasından Kalan Türkünün Hikayesi

 

Paylaştığımız bu türkü, günümüzden yaklaşık iki asır önce Arguvan’ın Bozan köyünden yola çıkan ve Hekimhan’ın Mezirme köyüne giden misafirlerin yolda yakalandıkları tipi üzerine Daimi Baba’nın amcası Ahmet Çelebi tarafından yazılmış bir eserdir. Bu muazzam eser bir nevi seyahatname gibi de değerlendirilebilir. Tamamını dinlediğinizde yükselen Avşar Çayı’ndan geçmek için şalvarlarına değin çıkardıklarını ve çetin şartlarda atlarla zorlu bir yolculuk yaptıklarını anlıyoruz. Yolculuk, Mezirme köylülerinin meşalelerle misafirleri karşılayarak donmaktan son anda kurtarmasıyla noktalanır.


Türküden kısa bir kesit:



Sinoplu Bürhani Kimdir?

 


Sinoplu Bürhani

Tahmini olarak 1833 yılında doğan ve hakkında çok araştırma yapılmayan Sinoplu Bürhani 20. yy’ın son Bektaşi şairlerindendir. Asıl adı Mehmet Ali’dir. Yörede şöhreti ise Hacı Osmanoğlu’dur.

Orta boylu, cılız bünyeli, çok şen ve bulunduğu her mecliste neşe saçan bir Hacı Bektaş fıkarası olduğu çevresi tarafından söylenmektedir. Şiirlerinde Bürhani mahlasını kullanmıştır. Bağlama ve cura gibi sazları büyük bir ustalıkla çaldığı bilinmektedir.

Ölümünden çok kısa süre önce de mezar taşının yazıtını kendisi yazar ve askerdeki oğluna göndererek taşa kazılmasını vasiyet eder. 1908 yılında ise bedenen aramızdan ayrılmıştır. Bürhani Baba’nın bir şiiri ile yazımızı noktalayalım.

İsmi var cismi lamekan aleme
Geçti lamekanla devranım benim
Velakad kerremna beni ademe
Ta kalüdan illa ikrarım benim

Mayei aslı İlahi sende var
Hizmetinde kusur edüp gezme dar
Güşuna olan pendi tutgıl her bar
İdrak edene bu esrarım benim

Çün hali olmaz erenler meydanı
Kendidir bulan can gene cananı
Hem sana seni bildiren Bürhani
Sehavet sahibi kerrarım benim

Biyografi Kaynak: M. Şakir Ülkütaşır - 1980 Türk Folkloru Dergisi

Aşık İsmail Kuloğlu Kimdir?

 


Aşık İsmail Kuloğlu Kimdir?

1955 yılında Antalya'nın Alanya ilçesi Demirtaş Köyü'nde doğmuştur. Ailesi, 1950'li yıllarda Ege bölgesine göç etmiştir. Ortaokul ve lise çağlarında okuldaki müzik öğretmenlerinin de etkisi ile müzik hayatına başlamıştır. Daha sonrasında İstabul Konservatuarı'nda Türk Sanat Müziği bölümünü kazanmıştır. TRT repertuarlarında 29 türküsü yer alan aşığımızın Çekiç Ali ile de akrabalığı bulunmaktadır. Ozanımız 11.04.2022 tarihinde ise bedenen aramızdan ayrılmıştır.


Kendi sesinden bir eseri dinlemek için tıklayabilirsiniz:



YAZI ARŞİV