01 Eylül, 2025

Abuzer Karakoç'un 1989 Yılına Ait Röportajından Küçük Bir Kesit

 


Hapis yattı Şubat 1980'den 1983 sonuna. Sonra çok kısa süren özgürlük. Ve maalesef yeniden hapishane, 1986 sonuna kadar. 1987 başında bütün davalardan beraat etti aklandı ama olanlar olmuştu. Abuzer Karakoç kan kanseri idi. Bir çok mahpus gibi. Sonrası başa bela kanseri yenmek için uğraşan bir yiğidin destanıdır. Bu amaçla Fransa'ya sığınmak zorunda kaldı. Abuzer Karakoç Fransa'da ki günlerini şöyle anlatıyor:

"Her gün genellikle 08.30 veya 09.00'da uyanıyorum. İlaçlarımı alıyor, kahvaltımı yapıyorum. Her gün Türkçe iki gazete okuyorum. Reklamlarını yapmamak için isimlerini söylemeyeyim. Gazete haberleri ve ülkeden gelen mektuplar sayesinde Türkiye'de olup bitenleri düzenli olarak izliyorum. Bu arada düşündüğüm şiir ve sözler varsa, onları not ediyorum. Öğlen saatlerinde oğlum Tamer'le Türk Mahallesi'ne gidip yemek yiyorum. Randevum varsa dost ve tanıdıklar ile sanatçı arkadaşlarımla görüşüyorum. Bazı günler tedavi için hastaneye gidiyorum. Saat 18.00 veya 19.00'da eve dönüyorum. Akşam yemeğinden sonra bir süre bağlama çalıyorum. Yemekte dost ve arkadaşlar varsa sazlı, sözlü söyleşimiz bazen biraz uzayabiliyor. Genellikle 23.30 veya 24.00'te uyuyorum. Doktorumun önerisi uyarınca sigara içmez oldum. Hatta bunu bilen arkadaşlarım yanımda ve benim bulunduğum yerlerde sigara içmiyorlar. Gecesi gündüzüne karışmış, sigara dumanlı, polis takipli, hapisli önceki yıllara kıyaslanamayacak ölçüde düzenli bir yaşantım var. Sağ olsun eşim Elif de elinden gelen yardımı esirgemiyor."

18 Ocak, 2025

Nejat Birdoğan Daimi Baba'dan Bahsediyor

 


Daimi’nin bana verdiği sonsuz derslerin karşılığında ben 8-10 tane Alevilikle ilgili kitap yazdım. Hatta ilk yazdığım Anadolu’nun Gizli Kültürü Alevilik kitabındaki Cem Törenleri, tamamen Daimi’den öğrendiğim şeylerin kitaba yansımasıdır.

Aşık Daimi Baba’nın yakın dostu Halk Bilimcisi duayen Nejat Birdoğan’ın anlatımından.

Kaynak: 1995 yılında Ahmet Koçak’ın Radyo Umut’ta Nejat Birdoğan ile gerçekleştirmiş olduğu söyleşi.

Ozan Şirazi'nin Kendi Anlatımından

 


Evinin yakınında çay ocağı işletiyordu: “Sabah 4.30 - 05.00 gibi kalkıyorum. Saz çalma olanağı bulamıyorum. Hayatımı kazanmak zorundayım. Çocuklarım var, sorumluluklarım var. Yıllarca sazın sözün peşinden koştuk, aç kalmamak için direndik, ama saz doyurmadı, aç bıraktı bizi.”

Aşık Meçhuli’nin de oğlu olan ve 2013 yılında genç yaşında bedenen aramızdan ayrılan Ozan Şirazi’nin bir röportajından. Kendisini saygı ve özlemle anıyoruz!

Kahtalı Mıçe'nin Kendi Anlatımından

 


Aşık türünde de bizim idolümüz Mahzuni Baba’ydı. İyi bir dostumdu. Davut Sulari olsun, Nesimi Çimen olsun, Aşık Daimi olsun bunlar aynı dönemler. Veysel Baba hepsinden yaş olarak büyüktür. Hepsinin Piri’dir. Muhlis Akarsu olsun onlar Türkiye’nin mihenk taşlarıdır bunlar. Sivas’ta katliamda hepsi gitti bunların. Nerde bunlar bir daha gelir mi?

Kahtalı Mıçe

Cümleler Serkan Koç’un 2024 yılı içerisinde gerçekleştirmiş olduğu Kahtalı Mıçe söyleşisindendir. 

Aşık Meçhuli: Ben İlticamı Fransa'ya Yaptım

 


Ben ilticamı Fransa’ya yaptım. İlginç bir şey aklıma geldi, gezdiğim bazı yerlerde bazı tanımayan dostlar soruyorlar, nerelisin diye. Babam Elbistan’lı, annem Afşin’li ama benim memleketim yok! Soranlar biraz daha düşünüyorlar, abi nasıl olur diyorlar? Kendilerine meçhul adamın memleketi olmaz diyorum.

Aşık Meçhuli Baba’nın 1990 yılında Aşık Ezeli ile Almanya Berlin’de gerçekleştirmiş olduğu söyleşisinden küçük bir kesit.

Fotoğraf Kaynak: Meçhuli Baba’nın oğlu Niyazi Öztürk

Ahmet Kaya'nın Cemal Süreya ile Olan Söyleşisinden Bir Kesit

 


O zamanlar Abuzer Karakoç’la rekabet halindeydim. En uçta, zirvede olan oydu. Türkiye koşullarında Zülfü vardı, ama star değildi. Zülfü yurtdışında yaşayan bir adamdı. Türkiye’de Abuzer vardı. Cem vardı. Ben kendi ilişkilerim içinde Abuzer’le rekabet ediyorum. Ondan daha iyi çalmalıyım, daha iyi şeyler yapmalıyım diye.

Derken 1977 yılında askere gittim. Askere gitmekle birlikte bende ideolojik anlamda köklü değişiklikler başladı. 2 Eylül 1977, gecekondu mahallesinde çalışmalar, daha önce Van depremi, o yoğun gidiş gelişler... Kasım 77’de askerdeydim.

1984’te Hasan Hüseyin Demirel’le bir mangal başı muhabbetinde Ahmet Kaya olmaya karar verdik. Olay böyle yani.

Ahmet Kaya’nın Cemal Süreya ile 1989 yılındaki söyleşisinden bir kesit.

Fotoğraf Kaynak: Stüdyo Celal

YAZI ARŞİV