28 Mart, 2026

Yeter Gültekin'e Dair...

 


30 yılı aşkın süre boyunca, adliye koridorlarında; acımasızca katledilen eşi Hasret Gültekin’in katillerinden hesap sorabilmek için mücadele etti. Bir yandan bu ağır acıyla yaşamaya çalışırken, diğer yandan çocuğunu bu karanlık olayların etkisinden koruyarak hayata hazırlamak için büyük bir çaba gösterdi.

İçimizdeki dernek ve vakıf yöneticilerinin yanlış tutumları, bazen de Hasret Gültekin’in 'dostu' olarak bildiği sanatçıların art niyetli davranışları onu derinden üzdü. Hatta zaman zaman bizim paylaşımlarımıza da serzenişte bulunurdu. Birçok kez, ricası üzerine paylaşımlarımızı kaldırdığımız olmuştur. İletişim halindeydik, anılarını sorar, yaşadıklarını anlattırırdık. Çok ama çok bilinmeyen ile aramızdan ayrıldı. Yine doğru bilinen ancak yanlış olan onlarca şeyi de hafızasında alıp götürdü. Bizler bir kısmını biliyoruz, zamanı gelince elbet açığa kavuşturacağız bunları.

Bir konuşmamızda; paylaşımların ajitasyondan uzak olması gerektiğini, yaşadıkları gerçeğin yazılanlardan çok daha derin ve ağır olduğunu özellikle vurgulamıştı. Sosyal medyadaki kalabalıkların aksine, dava süreçlerinde birkaç aile dışında neredeyse yapayalnız olduklarını dile getirirdi. Bizim mücadeleyi orada da yürütmemiz gerektiğinin hep altını çizerdi. Aslında Yeter Gültekin, Temmuz 1993’ten bu yana hiç bitmeyen bir mücadelenin tam ortasında yer alıyordu.

Ne yazık ki bu uzun mücadelenin stresi, yürek dolusu hasret ve yılların yorgunluğu, onu amansız bir hastalıkla yüz yüze getirdi. Bu yaşananlar ne bir tesadüf ne de sıradan bir hayat hikayesidir. 1993’ten bugüne bu acı sadece gidenlerle sınırlı kalmadı; geride kalanların hayatında da onarılmaz izler bıraktı.

Yazılacak çok şey var ama aslında söylenecek söz bitti. Devrin daim olsun Yeter Gültekin...


Kendisinin 4 Temmuz 1994 yılı Cumhuriyet Gazetesi'ne vermiş olduğu röportaj kesitiyle yazımızı noktalayalım.


Olayın üzerinden bir yıl geçti. Acımızla baş başa bile kalmak mümkün olamadı. Asıl 2 Temmuz'dan sonra cereyan eden olaylar bizleri yıktı. Tüccarlar, bezirganlar, korkaklar sardı dört bir yanımızı. İnsanlar ölüleri kullanmaya kalktılar. Şimdi de bazıları kalkıp 'Benim kinim kalmadı. Bir yıl önce kinliydim, ama artık provokasyona gelmemek lazım' demeye başladı.


Tabii otelden sağ kurtulanlar için bunu söylemek kolay. Kimseden bir şey beklemiyorum. Alevilerin liderliğine soyunan soytarılar 'Bizim kimseyle savaşımız yok' diyor. Bizim böyle dostlarımız olduktan sonra düşmana ihtiyacımız da yok.

Mahkemeden de hiçbir şey beklemiyorum. 140 tane insanı sallandırsalar ne olacak? O 140 tane insan bana göre suçlu değil. Bundan sonra bu tür katliamların olmaması için kim ne yaptı? Statlara 50 bin Aleviyi doldurup gövde gösterisi yapınca mı bu olaylar son bulacak.

Eşim öldüğünde hamileydim. Beni hastaneye götürecek ambulans bile bulamadım. Neredeydi o zaman Hasret'in dostları. Şimdi Hasret üzerine türküler yakıp kasetler satıyorlar. Tek amacım oğlum Hasret'i büyütmek.

01 Eylül, 2025

Rıfat Ilgaz ve Uğur Mumcu

 


2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı Rıfat Ilgaz’ı çok derinden üzer. Olayların yaşanmasının ardından “Yaşamla Ölümün Bir Anlamı Kalmadı” adlı son bir yazı yazar ve yazarlığı bırakma kararı alır.

Katliamın acısına sadece beş gün dayanabilir ve 7 Temmuz 1993 günü de bedenen aramızdan ayrılır. Çok yakın dostu olan ve Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden Asım Bezirci’nin de yanına defnedilir.

Usta ismin yazarlığı bıraktığı son yazısı ise şöyledir:
“Yaşamla ölümün bir anlamı kalmadı. Her şey yalama oldu!” Artık hiçbir şeye inanmıyoruz. Yaşama da inanmıyoruz. Artık yaşam yalama oldu. Evden dışarı çıkmamak mı lazım? Bizim aklımız ermez oldu. Asım benim çok eski dostum. Benim için yıllarca çalışıp değerli kitaplar yazan bir yazar.

Yazar, kitapları yalnız kendisi için yazmaz. Kitaplar birer sevgi derlemeleridir. Asım aylarca yıllarca benimle yattı, kalktı. İyi günlerimde gülmüş; hapishanelerde, kelepçelerde ağlamış. Gözlerinin önünde 81’de kelepçeliyim. Asım yanımda. Türkiye’de, yaşama da ölüme de inanmıyor. Asım Bezirci yaza yaza kayboldu gitti işte. İnsanca yapabileceğimiz tek şey, şimdi Asım’ı saygıyla anmak.”

Peki ya Nesimi Çimen… Acaba haberleri var mıydı otel önünde toplanan ve oteli yakanların Nesimi’nin ne kadar büyük bir ozan olduğundan, curası ile hümanizm felsefesi yaptığından? Hiç dinlemişler midir Nesimi’nin Barış Güvercini adlı türküsünü…”

Fotoğraf: Rıfat Ilgaz ve 1993 tarihinde suikaste uğrayarak öldürülen büyük gazeteci Uğur Mumcu bir arada.

Bu paylaşımda konusu geçen ve geçmeyen tüm değerlerimizi büyük özlem ve saygı ile anıyoruz!

18 Ocak, 2025

Alevi Kızılbaş Öğretisinin Yol Ulularından: Sıdki Baba

 


63 yıllık ömrünün 51 yılını Hacı Bektaş Veli Dergahı’na hizmet ederek geçiren Sıdki Baba, 1. Dünya Savaşı sırasında vatanın savunması için, Hacıbektaş Veli postnişi Cemalettin Çelebi’nin isteğiyle Alevi/Bektaşi topluluklar tarafından oluşturulan gönüllü mücahit alaylarının fahri yüzbaşısı olarak mücadele vermiştir.

Yine Sıdki Baba şiirlerinde Agahi Baba ile Yediharf adlı şairlerinde bu mücadelede yer aldıklarını şiirlerinde ifade etmektedir.

1. Dünya Savaşı’nın sonrasında işgal birliklerine karşı Anadolu’da Mustafa Kemal önderliğinde başlatılan Kurtuluş Mücadelesine de Cemalettin Çelebi önemli katkılar sunmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, Erzurum ve Sivas Kongrelerini gerçekleştirdikten sonra, Ankara’ya dönüş yolculuğunda 23 Aralık 1919 günü Hacıbektaş’a uğraşmış ve Cemalettin Efendi’yle uzun bir görüşme gerçekleştirmiştir. Yine geceyi de burada geçirmiştir.

Bazı kaynaklarda yer alan fakat tam olarak netleştirilemeyen bilgilere göre de: Hacıbektaş Veli Dergahı’ndan Cemalettin Çelebi tarafından, Mustafa Kemal’e, mücadeleye destek olmak adına da altın yardımı yapılmış ve kağnı arabalarıyla hediye edilmiştir.

Bu yaşananlar, Anadolu Alevi/Bektaşi’lerinin ülkenin kuruluş aşamasında etkin rol oynadıklarının birer örneğidir.

17 Nisan, 2022

Mehmet Akan'a Saygılarımızla

 

Tiyatro ve Sinema Sanatçısı, Yönetmen, Koreograf, Folklorcu ve Yazar Mehmet Akan.

Bu kıymetli sanat insanını aslında birçoğumuz Bizimkiler dizisi ile tanısak da kendisi çok yönlü bir sanat adamıdır. Yönetmenliği, senaristliği, yazarlığı ve folklorculuğu ile Anadolu sanat kütüphanesine birçok eşsiz çalışmayı miras bırakmıştır.


Folklora olan ilgisi nedeni ile de Anadolu Aleviliği hakkında yapmış olduğu araştırmalar ve semahlara yönelik de çalışmaları mevcuttur.

Böylesi değerli ustaların önemi, hem yaşarken hem de bedenen aramızdan ayrıldıklarında bilinmesi gerekiyor ancak bunu bir türlü toplum olarak başaramadık.

Sayfamıza da yakışan şekliyle bizler, Mehmet Akan’ı, saygı, sevgi ve büyük özlemle anıyoruz. Devr-i daim, mekanı gönüller olsun.

Denizin Ortasında Bir Kültür Yuvası: "Hulda Teknesi"

 



Denizin Ortasında Bir Kültür Yuvası: "Hulda Teknesi"

Hulda teknesi 1905 yılında İsveç’te inşa edilmiş ahşap bir yelkenli teknedir. 1958 yılında İsveç’e yerleşen ünlü heykeltraşlarımızdan İlhan Koman tarafından 1965 yılında satın alınır. Sonrasında ise Hulda Teknesi yıllar boyunca sürecek sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapar.


2010 yılında ise İlhan Koman’ın oğlu Prof. Dr. Ahmet Koman tarafından 12 bin km yol katedilerek Türkiye’ye getirilir. 117 yaşındaki bu tarihi eser tekne şu an da Bodrum Limanı’nda yer almaktadır ve 2010 yılından itibaren de adına festivaller düzenlenmektedir.


Daimi Baba’nın bu kaydı 1974 yılında, Nesimi Çimen ve Zülfü Livane’nin de yer aldığı Hulda Teknesi’nde gerçekleştirilen bir muhabbete aittir.

23 Ekim, 2019

Bir Çınar, Feyzullah Çınar..


Feyzullah Çınar’ın plakları yüz binler satar ancak bu plaklardan maddi kazanç elde edemez. Geçim sıkıntısına düşer. Yakın dostu Fikret Otyam dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Vedat Dalokay’a bir mektup yazar ve iş verilmesi hususunda yardım ister. Mektupta ise şöyle yazmıştır: “Şu parktaki adamın, yiğit bir halk çocuğumuzun, namuslu bir halk ozanının aç gezdiği Başkent’te tok gezmekten utanıyorum. Selam.”

Değerli ozanımız Feyzullah Çınar 23 Ekim 1983 yılında bedenen aramızdan ayrılmıştı. Bugün ölüm yıl dönümü. Onu saygı ve özlemle anıyoruz. Fikret Otyam Babayı da iyi ki tanımışız. Çok büyük bir ustadır kendisi. Devirleri daim olsun.. Sanatları asırlarca yaşasın!

YAZI ARŞİV