20 Ağustos, 2026

Abuzer Karakoç'un Kendi Anlatımından

 


Bizi cahil, saz çalmaktan başka bir şey bilmeyen adamlar sanıyorlar. Oysa ben Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü mezunuyum. Benim esas branşım viyolonseldir (çello). İyi derecede piyano çalarım, keman çalarım. Batı müziğini de, klasik müziği de, Mozart'ı da Beethoven'ı da gayet iyi bilirim, eğitimini aldım.


Ama ben kendi özümü, kendi kültürümü seçtim. Ben Pir Sultan'ın, Karacaoğlan'ın, Aşık Veysel'in yolundan gitmeyi, halkımın dertlerini o 'kara düzen' dedikleri sazımla anlatmayı tercih ettim. Bu bir tercih meselesidir, cahillik değil.

O yıllar polis tarafından aranıyordum. Konserlere gizli gidiyor. Konser bitiminde kaybolmak zorunda kalıyordum. Saklanmak ve sürekli yer değiştirmek, tutuklanmak korkusu vb. nedenler yüzünden bir türlü yeterli ve gerekli yer ve ortam bulamadım. Yeterince çalışma olanağım olmadı. Sonra 12 Eylül 1980 darbesiyle gelen toplam 5 yıl 4 aylık hapis, çalışmalarımı tümü ile kesintiye uğrattı. Söylediğim türkülerden dolayı 1980 Şubatı'ndan 1983'e hapis, sonra birkaç aylık özgürlük ve yeniden 1986 sonuna dek hapis. 1987 başında davalarım sonuçlandı. Hepsinden aklandım. Ama olan bana ve müzik çalışmalarıma oldu: Ben kan kanseri
oldum, müzik çalışmalarım aksadı.

Bu hastalık (lösemi) bana durduk yere gelmedi. Bu bana 12 Eylül'ün hediyesidir. Mamak zindanlarının rutubeti, gördüğümüz işkenceler, betonlarda yatırılmalar işledi ciğerimize. Bedenimizi orada çürüttüler. Bizi sadece hapsetmediler; düşüncelerimizi vurmak, sesimizi kısmak istediler. Ama bak, ben Paris'te bir hastane odasında da olsam, sazım duvarda asılı. Ölsem de türkülerim susmayacak.

Yener Süsoy'un Virgülüne Dokunmadan Kitabındaki Abuzer Karakoç röportajından bir kesittir.

18 Ocak, 2025

Daimi Gece Yarıları Uykusundan Kalkarak Şiirlerini Yazardı

 


Daimi, gece yarıları uykusundan kalkarak şiirlerini yazardı. Her gün akşama kadar Alevi halk müziği ile ilgili olan bir kişi düşünün; Alevilerin yüzyıllardan beri süregelen deyişleriyle içli dışlı olan bir kişi düşünün, ki Aşık Daimi olsun. Doğal olarak ruhu inceliyordu. Geceleri uyku uyumadığını da biliyorum. Kimi zaman gece 3’ten, 4’ten sonra kalkıp bu şiirlerini kaleme alıyordu.

Daimi’nin şiirlerini iki parçaya ayırmak mümkün: Bireysel duygularını işlediği şiirler. Sözgelimi:

Bir seher vaktinde indim bağlara
Öter şeyda bülbül gül yarelenir
Bakmaz mısın sinemdeki dağlara
Derdimi söylesem dil yarelenir

derken bireyseldir. Ama bir yandan da (...) :

Bana eğilsin melekler
Madem ki ben bir insanım

derken tüm Türkiye’de o zaman için var olan yirmi milyon Alevi’ye bir şey anlatıyordu. Bu Hakk’ın insanda tecelli etmesiydi. (...) Alevilerde var olan ‘’Hakka yürümek’’ sözcüğü - ki ölümün yerine kullanılan bir sözcüktür - ben Daimi’den dinlemiştim, öğrenmiştim. Ya da biz ‘’filan kişi öldü, onu toprağa verdik’’ derken, Daimi ‘’Hayır, böyle demeyeceğiz’’ diyordu: ‘’Hakka yürüdü ve onu yolcu ettik’’.

Nejat Birdoğan

Kaynak: Radyo Umut, 15 Kasım 1995 (Aşık Daimi’yi Anma Programı)
Arşiv: Ahmet Koçak

Fotoğraf Kaynak: R. Radyo Dünyası, 1952
Arşiv: Abdullah Bozdemir

Dünya Evrenselliğinde Bir Mahzuni Şerif

 


Her ünlü insan, doğduğu toprakların olduğu kadar, dünyanın diğer topraklarının ve insanlarının da ünlüsüdür. Çünkü dünyalıdır. Ancak, önce can sonra canan diye bir laf var. O nedenle önce Türkiyeli olmak beni çok ilgilendirir. Ve ben ülkemi çok seviyorum. Her insan mutlak bir milletin çocuğudur.

Milliyetçilik ben de bir ırk anlayışı biçimde değildir. Sadece doğduğum ülkenin içinde yaşayan bütün insanları, bende olan özel sevgisi nedeniyle, ben ülkemin milliyetçisiyim. Amma ırkçısı değilim. Burada yaşayan bütün yığınların adına Türkiye’mi çok seviyorum.

Türkiyem o kadar sevdim ki seni
Dört mevsimli toprağına kurbanım
Edirne’de yeşil Van’da kurumuş
Her bir çeşit yaprağına kurbanım

Benim memleketim yok senden başka
Sevdan ile doğdum yürüdüm aşka
Bulutlar geveze rahmetli laşka
O şakacı şafağına kurbanım

Hak memleket vermez böyle herkese
Dört mevsimi tek yaşayan merkeze
Türkü, Kürdü, Arap ile Çerkeze
Gölge olan otağına kurbanım

Mahsuni Şerif’im Türkiye’m nesin
Büyük çölde tarifi olmaz gölgesin
Bir halı da bin çiçekli bahçesin
İrisine ufağına kurbanım

Aşık Meçhuli: Ben İlticamı Fransa'ya Yaptım

 


Ben ilticamı Fransa’ya yaptım. İlginç bir şey aklıma geldi, gezdiğim bazı yerlerde bazı tanımayan dostlar soruyorlar, nerelisin diye. Babam Elbistan’lı, annem Afşin’li ama benim memleketim yok! Soranlar biraz daha düşünüyorlar, abi nasıl olur diyorlar? Kendilerine meçhul adamın memleketi olmaz diyorum.

Aşık Meçhuli Baba’nın 1990 yılında Aşık Ezeli ile Almanya Berlin’de gerçekleştirmiş olduğu söyleşisinden küçük bir kesit.

Fotoğraf Kaynak: Meçhuli Baba’nın oğlu Niyazi Öztürk

Nesimi Çimen: 9 Ay Sigortalı Çalıştım

 


Dokuz ay sigortalı çalıştım. Onu da Yaşar Kemal sağlamıştı. 1962’de Kadirli’den İstanbul’a gelip Yaşar Kemal’e gittim. İş bulmamda yardımcı olmasını istedim. O da Behçet Kemal Çağlar’ı araya koydu. “Ben arada olursam iş vermezler. İyisi mi kıramayacakları birisini bulalım.” diye Behçet Kemal Çağlar’ı bulduk.

Nesimi Çimen

Metin Turan’ın Nesimi Çimen ile gerçekleştirdiği söyleşisinden kısa bir anlatım.

Bu söyleşi aynı zamanda 1993 Haziran’ın son günlerinde, Sivas’a gitme hazırlığında olan ozanımız ile akşam vakti Ankara’da Kardelen Restoran’da gerçekleştirilmiştir.

Fotoğraftakiler soldan sağa: Ozan Muharrem Yazıcıoğlu, Nesimi Çimen, Selahattin Uslu
Ayaktakiler: Musa Seyirci, Rıza Hasgül

Kul Ahmet

 


Ben önce dünya milletlerinin birlik ve barış içinde yaşamalarını isterim. Başka insanların dinine, diline, mezhebine, ırkına, rengine, inanç ve düşüncelerine, örf ve adetlerine saygı duyarım. Gene müsaade buyurursanız, ben nasıl bir dünya istiyorum, bir şiir ile söyleyeyim.

Şu benim gönlüme göre
Ben bir dünya istiyorum
Karışmayan bela şere
Ben bir dünya istiyorum

Terörü yok sağsız solsuz
Kalmasın fariki yolsuz
Jandarmasız karakolsuz
Ben bir dünya istiyorum

İnsanı dertle solmayan
Çalışıp geri kalmayan
Ayrı hududu olmayan
Ben bir dünya istiyorum

Bütün insanı hür olan
Birbirlerine yar olan
Gavur İslamı bir olan
Ben bir dünya istiyorum

Kul Ahmet’im hoş riyasız
Yaşayalım hep silahsız
Savaş olmayan davasız
Ben bir dünya istiyorum

Kul Ahmet

Hayrettin İvgin’in Kul Ahmet ile yapmış olduğu söyleşiden bir kesit.

Fotoğraf Kaynak: Plakçı Salih

YAZI ARŞİV